Ahmet Taştan

Kader Çizgisi

04 Aralık 2014 / Perşembe | YAZARLAR | Ahmet Taştan

Eline tutuşturulan dörde katlanmış kağıt parçasını çekinerek aldı. Okumak istemiyordu yazanın ismini duyduğu için. Lakin merak duygusunu yenmek kolay değildi. İstemeye istemeye göz gezdirdi yazılanlara. 
Başlık yerine tutuşturulmuş iki kelime, meseleyi anlamasını sağlamıştı. Heyecanlanmadı. Sadece merak ettiği için okudu. Çünkü kendisini kilitlemiş ve yeminler etmişti. Hiçbir şekilde, asla ve asla cevap vermeyecekti. 
Satırlar kara dumanlı bir tren katarı gibi gözlerinin önünden akarken kader çizgisini okuduğunu sandı. Bu kır saçlı adam geleceğini mi yazmıştı? Sonuna kadar takip etti satırları. Sonra kimselere göstermeden tekrar katladı ve kitabın arasına yerleştirdi. Eğer bir gün dediği gibi olursa derin bir pişmanlık yaşar mıydı bilmiyordu. 
Dayanamadı, mektubu tekrar açtı ve okumaya başladı, kendisini zorlayan arkadaşlarının huzurunda?  
Kürsüden İnerken? 
Büyük bir alkış kopuyordu merdivenleri inerken. Mahcup olmuştu, bu kadar alkış beklemiyordu. Mütevazı gönlüne başı da eşlik ediyordu ki bakışlarını yere gömmüştü. İki üç basamak indi başını kaldırdı ve bir film şeridi geçmeye başladı gözlerinin önünden? Masmavi gökyüzünün üzerine serpiştirilmiş pamuk tarlası gibi  bulutlara baktı.  
Yıllar önceydi?Başarılı lise hayatının son virajının dönüyordu. Çok amaçlı salonda bir konuşma yapacaksın diye emir almıştı. Şaşırdı, itiraz etti, korkularını dile getirdi. Ancak arası iyi olmayan edebiyat öğretmeni ikna edemedi. Neden diye sormuştu, neden ben? Aldığı cevaplar tatmin etmemişti. Kızgınlıkla ayrıldı. Koridorları nasıl geçtiğini bilemedi.  Hışımla yerine oturdu ve ?ne olursa olsun o konuşmayı yapmayacağım? dedi içinden. 
Evine gitti, odasına kapandı. Sorumluluk damarı pıt pıt atıyordu. Sakin sakin düşünmeye başladı. Evet, öğretmene kızıyorum ama o bunu niçin yapmamı istiyor. Yaptığı açıklamaları düşündü ikna edici geldi. Masadan kalktı yatağına uzandı ve ellerini başının arkasından kavuşturdu. Hayal dünyasında, sahnede olduğunu  ve kendisinin beğenmediği sesiyle hitap ettiğini düşledi. Sesi titrediğini bayılacakmış gibi olduğunu tasarladı. Sahnede rezil olmak da vardı. Bunca yıllık akademik başarılarla dolu lise hayatının böyle hatırlanmasını asla istemezdi.   Göz kapakları birbirinin hasretini çeken iki aşık misali sabırsızlanıyordu. 
Direndi göz kapakları? Bir de, yılların öğretmeni kendine güvenen sesi çınladı kulaklarında. O, ?olur bu, sen yaparsın? diyordu. Korkularının üstüne üstüne gidiyordu. 
Ona karşı nasıl  davranacağını bilmiyordu. Diğer öğretmenlerine ulaşmanın, yanlarına sokulmanın bir yolu vardı ve bunu her zaman bilmişti. Eline aldığı bir test kitabıyla ?çözemedim? demesi yeterli idi. Her öğretmeni seferber olur, sorularını çözerdi, ancak bu sahne korkusu sorunu kim çözecekti. Belki de bu bir fırsattı. İşte bu fırsatı değerlendirmek istedi. Neydi anlatacağı kitabın ismi? Ha, evet, yazarının diğer kitabını okumuştu zaten.
Tüm cesaretini topladı ver karar verdi? Evet, öğretmeni yapmayacağını tahmin ediyor olmasına rağmen verdiği karardan mutlu bir şeklide yummuştu gözlerini. 
Mezuniyet gününde kürsüden inerken, alkış sesleri kulaklarına doluyordu. Yumdu gözlerini bir kez daha. Başarısını o anda verdiği karara bağlı olduğunu biliyordu artık. 
Gün gelmişti, okulun çok amaçlı salonunda ismin takdim eden sunucunun yerini aldığında bordo perdeler havalanıvermişti. Hafif bir rüzgar ilahi bir ikram gibi yalamıştı yüzünü. Mikrofonu duruşuna göre ayarladı, örtüsünü son bir kez kontrol etti elleriyle.  Sesini duymadı, ancak dinleyicilerin hazır oluşu başlangıç için iyiydi. Hocasıyla göz göze geldiler. Sıra dışı bir memnuniyet tebessümü topladı onun yüzünden. ?Sana güveniyorum? dolu bir bakıştı o.  Sonra hazırladığı sunumun akışı ve dökülen kelimeler? İşte orada yakaladığı bu güzelliği bir kez daha yaşıyordu.  
Profesörler elini uzatmış tebrik ediyorlardı. Tıp fakültesinin yıldız öğrencisi olmakla kalmamış ülkenin beklediği bilim adamı olmaya aday öğrencinin ışık dolu gözlerine bakıyorlardı. Dekan Hanım sarıldı ve kocaman gülücüklerle kutluyordu.  Bundan sonra vatanı için ülkesi için bilim alanında savaşacak bir nefer yetiştirmişlerdi. Yetişmesinde emeği geçen öğretmenlerine teşekkür eden sözleri duyduğunda onu kürsüye zorlayan öğretmenini hatırlamamıştı.  

Tüm Yorumları Göster (0)