Ahmet Taştan

İYİ Kİ “KEŞKE” DEMİYORUZ

03 Mayıs 2018 / Perşembe 19:41:08 | YAZARLAR | Ahmet Taştan

Düşünce yazısı seri 3 yazan kâğıda bir şeyler yazmak için kafa patlatan öğrencilerini görünce “demek insanoğlu böyle” diye geçirdi içinden “ilk haftanın itirazı kendisini teslimiyete bıraktı.” Artık öğrenmişti gençler. Ne yapacaklarını ve nasıl yapacaklarını çok iyi biliyorlardı.

Konu: iyi ki kelimesiyle başlayan ve keşke ile devam eden cümleler kurmak, cümlesini okuyunca bir an anlamadılar lakin alt satırdaki örnek cümle düşüncelerini pusula olabilecek nitelikteydi. “iyi ki bu öğrencilere yazdırıyorum keşke her biri en güzel biçimde yazsalar”

Pişmanlık kelimesi olan “keşke”yi olumlu yönde bir temenni kelimesi olarak kullanmıştı düşünen ve düşündüren muallim. “İyi ki” nin nasıl bir duygu atmosferi oluşturduğunu herkes hemen fark ediyordu. 

Düşünen adamın yazılarını okuyanlar bundan sonra ne yazacaklarını da kestirebiliyordu. Öğrencilerinin yazdıklarından bir seçki yapacak ve o güzel cümlelerden bazılarını buraya yazacak ve okuyucularına da bir nebze düşündürecekti.

İyi ki zaman var keşke doğru kullanabilsek.

İyi ki sabır diye bir şey var keşke sabrın sonu olmasa.

İyi ki “iyi ki” diyebiliyorum keşke “keşke” demesem.

İyi ki “keşke” demiyorum keşke “iyi ki” diyebilsem.

İyi ki sevmişim keşke unutabilsem.

İyi ki istediğim şeyi düşünebiliyorum keşke uygulayabilsem.

İyi ki vicdanımız ve aklımız var keşke herkes kullanabilse.

İyi ki tanımışım dediğimiz insanların keşke daha önce gerçek yüzünü görebilseydik.

İyi ki sevdiklerimiz var keşke arkamızdan bıçaklamasalar.

İyi ki geri dönüşüm kutusu var keşke kullanmayı öğrenebilsek.

İyi ki Müslüman olarak doğmuşum keşke inancımı yaşayabilsek.

İyi ki sağlıklıyız keşke şükürsüz olmasak.

İyi ki hayal edebiliyoruz keşke her birini gerçekleştirebilsek.

İyi ki kurallar var keşke biraz da esnek olsa.

İyi ki hayatımda o var keşke yanımda olsa.

İyi ki konuşabiliyoruz keşke yeri geldiğinde susabilsek.

İyi ki tüm kalbimle FB’yi seviyorum keşke kalbim daha büyük olsaydı.

İyi ki petrol var keşke Amerika olmasaydı.

İyi ki Beşiktaş var “keşke”ye ne gerek var.

İyi ki adalet var keşke bir kadın ismi olarak kalmasa.

İyi ki iz’an var keşke göz de olsaydı.

İyi ki seni seviyorum keşke sen de beni sevsen.

İyi ki teknoloji gelişiyor keşke her zaman iyi işlerde kullanabilsek

İyi ki bizi bekleyen ebedi bir yaşam var keşke onun için iyice hazırlanabilsek

İyi ki Peygamberimiz (sav)’in ümmetiyiz keşke O’na (sav) layık olabilseydik.

İyi ki dostlarım var keşke sonsuza kadar beraber olabilsek.

İyi ki keşke diyecek bir şeyim yok keşke olsaydı da buraya yazsaydım.

İyi ki abim var keşke Ayşe’nin de olsaydı.

İyi ki çok çok çalışabiliyorum keşke Tıp Fakültesini kazanabilsem.

İyi ki görebiliyorum keşke doğru yere baksaydım.

İyi ki güzel düşüncelerim var keşke yazabilseydim buraya.

İyi ki haksızlığa karşı gelebiliyorum keşke beni destekleyenler olsa.

İyi ki duyabiliyorum keşke anlayabilseydim duyduklarımı

İyi ki çocuklar var keşke herkes çocuklar kadar masum olabilse.

İyi ki olduğum/göründüğüm gibiyim keşke insanlar da bunu kabullense…

İyi ki yazı yazarak kendimizi geliştirdiğimizi düşünen bir edebiyat öğretmenimiz var keşke bunlara zamanımızın olmadığını anlayışla karşılasa.

Düşünen öğretmen, rakamlarının arasında sıkışmış kalmış, karmaşık formüller arasında yönlerini kaybetmiş gençlere, gölgesinde oturup dinlenecek kelimelerden bir gölgelik sunmaya çalışıyorlardı. Gençliklerini güvenen gençler yolun uzunluğunda böyle dinlenmelerin kıymetini henüz fark edemeseler de ezberledikleri onca işlemlerin yanında ürettikleri şu cümleler kalacaktı.

“İşte o cümleyi ben yazmıştım, hocam da çok beğendi hatta İnegöl de yerel bir gazetede yayımladı” diyeceklerdi. Düşündüren adam, fikri hür, vicdanı hür nesiller yetiştirmenin derdiyle bu yollarda volta atacaktı.

Tüm Yorumları Göster (0)