Abdülvasih Duran

İNSANIN RABBİNE KARŞI GÖREVLERİ (3)

16 Aralık 2015 / Çarşamba 18:17:57 | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

İki haftadan beridir insanın Rabbine karşı görevlerinden bahsediyoruz.Bu hafta da yine bu konuya devam edeceğiz İnşaallah.

 

          ZEKAT: Kur’an’ı Kerimi inceleme fırsatı bulanlar şu mükemmel birlikteliği mutlaka göreceklerdir.Namaz ve Zekatın çoğunlukla aynı ayette birlikte zikredildiğini  fark etmişlerdir.Tarih kitaplarına bakınız hiçbir İslam devleti ekonomik sebeplerden dolayı yıkılmamıştır.Ama İslam devletleri dışındakiler çoğunlukla ekonomik sebeplerden dolayı yıkılmışlardır.(Hatırlayınız Fransız Devrimini  ve Marie Antoinette’nın “ekmek yoksa pasta yiyin” sözlerini).

 

         İslamın en önemli şartlarından /farzlarından biriside zeket vermektir.Müslümanın zekat verecek kadar malı varsa zekat verir. Hz.Ebubekir(ra) “Vallahi namaz ile zekatı birbirinden ayıranlarla savaşırım.” buyurmuştur. Kur’an-ı Kerim’de namaz ile zekat daima beraber anlatılır.” Sizin dostunuz ancak Allah’tır, Resûlüdür ve Allah’ın emirlerine boyun eğerek namazı kılan, zekâtı veren mü’minlerdir.”(Maide-55).” Namazı kılın, zekâtı verin. Rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin” (Bakara-43).Çünkü namaz kişisel imanı ayakta tutan bir ibadet, zekat ise toplumun devamını sağlayan, çökmesini engelleyen bir ibadettir.

         

          Zekat günümüzde sanıldığı gibi fakirin eline tutuşturulan birkaç kuruş değildir. İslam devletinde amiller diye bilinen zekat toplayıcıları, zenginden zekatı alır, fakire dağıtır. Ancak bu dağıtma işi fakirin eline bir kaç kuruş tutuşturmak demek değildir.Amiller zekat paralarını o bölgedeki bütçede toplarlar ve fakirleri çağırıp her birine iş ve mesleğine göre işi olmayana iş, aleti olmayana alet verirler.

 

Böylece o fakir fakirlikten kurtulduğu gibi bir sonra ki sene de zekat verecek duruma gelebilir.Bu şekilde İslam dini fakirlik problemini ortadan kaldırmaya çalışmıştır. “Çünkü birine balık verirseniz bir kere karnı doyar, ama balık tutmasını öğretirseniz hep karnı doyar.”

 

         ORUÇ: Bilinçli ve Sorumluluğunun farkında olan her Müslüman Ramazan ayında farz olan orucu tutar ve bu mübarek ayın vakitlerini iyi değerlendirir. Ayrıca Resulullah (sav) in tavsiye ettiği nafile oruçları da tutmaya çalışır.Bu konuda Resulullah(sav) şöyle buyuruyor : “Her ay üç gün oruç tutmak senenin tamamını oruçlu geçirmek gibidir.” (Buhari-Müslim)

 

         HACC: Mü’min haccın milletlerarası bir dini kongre olduğunu, dünyanın böyle bir kongreye sadece hacda sahne olduğunu, burada renk ve dil farkının ortadan kalktığını görür.Maddi gücü yerinde olan  her Müslümanın ömründe bir kez Hacca gitmesi farzdır.(Haccın şartları için fıkıh kitaplarına bakınız).

 

       8. Şuurlu Müslüman Allah’a kulluğun manasını bilir.Yüce Rabbimizin şu ayetini daima hatırında tutar.” Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım”(Zariyat -56)

 

          Müslümanın bilmesi gereken ilk şey insanın yeryüzünde kulluk için yaratılmış olduğudur. Bundan dolayıdır ki Müslüman Allah’a ortak koşmaz. Bu ortak koşma gerek uluhiyette olsun gerek ubudiyette olsun Müslüman kaçınır.

          Ayrıca kulluk demek sadece belli zamanlarda ibadet etmek demek değildir. Her an her zaman Allah’ın emirleri doğrultusunda hayatını tanzim edecektir.

 

    

         9. Kur’an’ı çok okur ve anlar.

          İyi bir Müslüman seviyesine ulaşmak için Kur’an-ı Kerim’i iyi okuyup anlamak lazımdır. Çünkü Allah Kur’an’ı bize bir yol, bir rehber olsun diye indirdi.

 

          Müslüman vaktinin bir kısmını Kur’an üzerinde tefekkür eder. Aklını, nefsini ve kalbini Kur’an’ın sesine verir ve ondan feyz alır.” Onlar, inananlar ve kalpleri Allah’ı anmakla huzura kavuşanlardır. Biliniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur”(Ra’d 28).

 

          Resulullah(sav) “Kur’an okuyunuz. Çünkü o, kıyamet gününde sahibine şefaatçi olarak gelir.” Buyuruyor (Müslim).

Tüm Yorumları Göster (0)