Ahmet Taştan

İNSAN VE NEFRET

23 Ocak 2014 / Perşembe | YAZARLAR | Ahmet Taştan

Afrika’da yapılan vahşeti izliyoruz basından. Özellikle Fransızların söz sahibi olduğu bölgelerde yöre halkının Müslümanlara reva gördüğü o insanlık dışı zulümleri vurdumduymazlıkla izleyen insan halkları havarilerini() kınamak için yazıyorum bu satırları.

Hümanist batı dünyası vitrine koyduğu o insani kavramları Afrika’nın yoksul topraklarında hiç hatırlamıyor. “İki yüzlü” vasfını her zaman her yerde faş ediyor. Ancak tepesine acı ve ızdırap düşmeyen -işi şimdilik tıkırında olan- bir dünya insan umursamıyor bu hali.

Aslında oturup düşünmek gerekiyor bu vahim tabloyu. Allah’a isyan etmeden, suçu Rabbimize yüklemeden düşünmek gerekiyor. Neden böyle dedim? Eskilerden kalma bir mantıkla kimileri işin içinden böyle sıyrılıyor. “Kardeşim, kader işte, Allah böyle takdir etmiş” diyor ve unutuyor hatta görmezden geliyor. Eli kolu bağlı sanıyor kendini. Bazıları da mevcut otoriteye karşı geldikleri için başlarına bunların geldiğini düşünerek “çeksinle cezalarını” der gibi.

Bizler bunların dışında bir düşünce çizgisi takip etmek zorundayız. Allah’ın ilmi içinde ne tür hikmetler var bilemeyiz. Lakin zalimlerin zulümlerini artırmak, günahkar Müslümanları,  verdiği sıkıntılara sabrederek makamlarının ali olmasını amaçlamış olabilir, Allahü Alem.

Bizler, rahatı, işi gücü yerinde olanlar, kaburga kemikleri arasında yürek taşıyan vicdanlı insanlar neler yapabiliriz? Nedir bu insanın insandan nefreti? Nedir bu sömürgeci zihniyetten tüm insanların çektiği? Geleceğimi mamur edecek diye bunca insanın hayatını karartmak niye? İyiliğin ete kemiğe büründüğü İHH başta olmak üzere vicdanımız olan yardım kuruluşlarına yapılan bunca eziyet nedendir? Anadolu insanı başbakanı ve diğer yetkililer öncülüğünde Afrika’ya yardım götürmüştür.

Çok önceleri, ellerindeki topraklara göz diken batılıların İncil uzatan ellerine kanan Afrika insanı şimdi sömürgenin aşağılık baskısı altında yaşıyor. Yerlerde sürüklenen insan cesetlerine davranışlar ne kadar da kötü.

Suriye’de yapılanları haykıran bir başbakan, bazı gerçekleri beklide ancak gösterebildi. Anadolu Ajansının çekmiş olduğu vahşet belgeleri  (fotoğraflar) karşısında şaşkına dönen batı dünyası ağır ağır gözlerini açıyor, vicdanlarını yokluyor.

İnsanlara yapılan bu zulümlere göz yuman, iş yoğunluğundan başını kaldıramayan batılı devlet adamaları maşalarına kim bilir neler vaaddettiler. Gözünü toprak doyurası zalimler acaba yarın Mahkeme –i Kübra’da nasıl hesap verecekler?

Nefretimiz, zalimlere karşı olmalı? Nefretimiz kötülere ve kötülüklere karşı olmalı? İnsana yakışan sevgi ve muhabbeti kaybetmiş insanlara karşı olmalı?  Fakat onlara  yine de nefretle muamele etmemeliyiz.

Biz silme, barışa İslam’a girmiş insanlarız. Dünya insanı, hakiki Müslümana ne kadar muhtaç bir bilseniz. Gönüllerinde Şeytanın vesvesesine hayır diyen, matematiği kuvvetli inançlı insana ne kadar muhtacız.

Bu insanı, uzaklarda mumla aramayacağız. Sevgi mumunu ateşlemeliyiz. İyinin güzelin ve doğrunun yanında olmalıyız. Ve “öldürmeyeceksin”  emrine boyun bükmeliyiz. Haksız yere bir cana kıyanın canına kıyılır. Bu ilkenin bir de yaptırıcı güç olmasını gerekiyor. Anadolu insanı vicdanının sesini artık yetkili ağızlardan dünyaya haykırdığı için gönlü rahat diyorum.

    

.

Tüm Yorumları Göster (0)