Recep Akakuş

İnegöl’de Hıdırellez Ve Bayramlar

11 Ağustos 2020 / Salı 15:20:07 | YAZARLAR | Recep Akakuş

Yapılan kutlama hazırlıklarını göz önünde bulundurarak Numan Kartal Bey, bayram ve hıderlez kutlamalarını da “İnegöl Folkları “ isimli kitabında aynı ana bölüm altında incelemiştir.

Gerçekte ise bayramlar, dinî bayramlar ve resmî bayramlar olarak ikiye ayıldığı gibi hıderlez kutlamaları da-farklı yörelerde oldukça - farklı algılamıştır. Bu nedenle biz, resmî bayram kutlamalarını bir tarafa bırakarak dinî bayramlar ile ilgili olarak yapılan hazırlıkları özetleyelim. Ardından da hıderlez geleneğine ait kutlama hazırlıkları ile ilgili bilgileri, siz okuyucularımla kısaca paylaşayım.

Şöyle ki: Ramazan bayramı göz önünde bulundurularak hazırlıklara İnegöl’ de onbeş gün öncesinden başlanır; önce evlerin içinde ve çevresinde genel bir temizlik yapılır; ardından da kandil gecelerinde olduğu gibi lokma yapılarak komşulara, akrabalara ve de çocuklara dağıtılır; gece olunca da Kur’an-ı Kerîm’ den “Yasin”, “Tebâreke” ve “Fatiha” sureli okunarak ölenlerin ruhlarına bağışlanır.

Bayram gününden bir önceki güne “Arefe Günü” denir; arefe gününden itibaren bayram yemekleri hazırlanmaya başlar. Genellikle bayram yemeği olarak; çevizli ekmek, çorba, kuru fasulya, sarma, yahnı, pilav, sütlaç ve de baklava yapılır. Arefe günü gecesi tüm âile fertleri, yıkanır; bayram sabahı erkenden kalkılır; her kes, yeni bayramlık giysilernii giyerler.

Erkekler, bayram namazı kılmak için camiye giderler; kadınlar ise evde kalırlar ve yemeklerin servis edilmesi ve sofraların kurulması için son hazırlıkları yaparlar.Camide bayram namazını kılan erkekler, toplu olarak mezarlıklara giderler; orada hem kişisel olarak hem de toplu olarak ölüler için Kur’an-ı Kerîm okurlar ve de düâ ederler; Mezarlık dönüşü, eve gelinir; sofraya toplu olarak oturularak hazırlanmış olan bayram yemeği yenir; yemekten sonra; eller, yıkanır; âilede en büyükten başlanarak eller, öpülerek bayramlaşılır; küçüklere para veya mendil verilerek onlar, sevindirilir. Daha sonra; komşular, akrabalar ve dostlar, ziyaret edilerek onların da bayramları kutlanır. Kutlama sırasında büyüklerin elleri küçüklerin de gözleri öpülür.

Ramazan bayramında dinî bir gelenek olarak, bayram namazını kılmak için camiye giderken oruçlu olmadığımızın bir işareti olarak ağza bir şeker alınır ve de yenir.

Bu sebepten Ramazan ve Fıtır Bayramına, halk arasında, şeker bayramı denir. Kurban Bayramı da dinî bir bayramdır; bunun kutlaması, evlerde yapılan bayram temizliği ve hazırlanan bayram yemekleri açısından Ramazan bayramından çok farklı değildir.

Bununla birlikte kurbanların alınması, kesimle ile araç ve gereçlerin hazırlanması; kendi kurbanını kesemiyecek olanların kurbanlarını kestirmek için bir kasap ayarlamsı gibi yoğun ve biraz da meşakkatli bir hazırlık durumu vardır.

Bu nedenle Kurban bayram namazı kılındıktan sonra – kesilecek kurbanı olanlar- mezarlık ziyareti yapmazlar; hemen kurban kesim yerlerine koşarlar. Herkesin kendi kurbanını kendisinin kesmesi daha faziletli olduğu için-ehilse- kendi kurbanını kendisi keser ve kestikten sonra da iki rek’at, şükür namazı kılar; ardından da kestiği kurbanın kara ciğeri kavrularak yenir. Çünkü kurban sahibi, Ramazan bayramında olduğu gibi bayram nazaından sora eve döndüğünde yemek yeme, imkânı bulamamıştır.

Bu sebepten kurban bayramında gerek âile içinde ve gerekse komşular arasında yapılacak bayram kutlamaları-genellikle- bayramın birinci günü öğleden sonra başlar ve dört gün devam eder. Bundan dolayı; Ramazan bayramında tatil üç gün olurken Kurban bayramında dört gün tatil yapılır; şüphesiz tatil günlerinin böyle fark lı olmasının dinî bir gerekçesi de vardır. Dostlar, akrabalar, komşu lar ve hastalar ziyaret edilerek bayram kutlamaları tamamlandıktan sonra gençler, folklorik nitelikli eğlenceler ve kır gezileri yaparlar; özellikle evlilik dolayısı ile ebeyinlerin- den ayrı olanlar, bayram tatilini vesile yaparak yurt içi veya yurt dışı seyehata çıkarlar.

Tüm Yorumları Göster (0)