Abdülvasih Duran

HER ESKİ OLAN TARİHİ MİDİR?

02 Ağustos 2017 / Çarşamba 18:14:56 | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

Balıkçı bağırıyormuş:

-”Balıklar canlı canlı, balıklar canlı canlı”.Yoldan geçen 70’lik nine balıkçıya seslenmiş:

-“Yavrum balıkların taze mi?”.Balıkçı biraz kızgın bir şekilde:

-“Teyze balıklar canlı canlı  diyorum ya!” deyince,  teyze:

-“Evladım bak.Ben de canlıyım ama taze değilim” demiş.

       Kelimeler bazen birbirine benzerler.Mesela ‘canlı’ ile ‘tazeyi’ aynı zannederiz.Ama teyzenin dediği gibi her canlı taze değildir.Hayatımızdaki bir çok kelimeler de böyledir.Örneğin “ESKİ “ile “TARİHİ” aynı şey midir;Ya da  her eski olan şey Tarihimidir?

        İşin ilmi ve teknik yönüne girmek istemiyorum.Ancak meseleye yüzeysel baktığımızda her eski olan eşya ,yapı v.b. şeyler eğer dönemine ait bir mesaj veriyorsa veya sanatsal bir özelliği varsa elbette ki çok değerlidir.

        Tarihi eserlere önem vermemiz gerekir.Çünkü Tarihi eserler bir toplumun geçmişini anlatan en önemli kalıntılardır. Geçmişi anlayabilmek için önemlidir.

Tarihi eserlerden elde edilen bilgilerle günümüzden binlerce yıl önce yaşamış  toplumunlar hakkında birçok bilgiye ulaşmamız mümkün olur.Tarihi eserler bulunduğu bölgede yaşamış toplumların özelliklerini taşıdığından kimlerin o bölgede hangi yıllarda nasıl yaşadığını, ne yediklerini, ne içtiklerini, ne giydiklerini,nasıl binalar yaptıklarını,ne ekip ne biçtiklerinden,dini inançlarına kadar birçok bilgiyi bizlere vermektedir.

Her toplumun kendine ait özellikleri olduğundan yapı biçiminden, günlük kullandıkları eşyalara kadar hangi toplumların nerelerde, nasıl yaşadığını bizlere anlattığı için çok önemlidir.

      Bu nedenle  dinimizin de tarihi eserlere önem verdiğini Kur’an’dan anlıyoruz.Çünkü Kur’an geçmiş kavimlerden örnekler verir ve onların yaşadığı yerleri gezmemizi ve ibret almamızı istemektedir.Bu konu ile ilgili  ayetler Kur’an’da şöyle geçer:

 

-“Sizden önce(ki milletlerin başından) nice olaylar gelip geçmiştir.Yeryüzünde gezin dolaşın da yalanlayanların sonunun nasıl olduğunu bir görün”(Àli ímran,137).

 

-“Andolsun biz, her ümmete, “Allah’a kulluk edin, tâğûttan kaçının” diye peygamber gönderdik. Allah, onlardan kimini doğru yola iletti; onlardan kimine de (kendi iradeleri sebebiyle) sapıklık hak oldu. Şimdi yeryüzünde dolaşın da peygamberleri yalanlayanların sonunun ne olduğunu görün”(Nahl,36).

 

-“De ki: “Yeryüzünde dolaşın da Allah’ın başlangıçta yaratmayı nasıl yaptığına bakın. Sonra Allah (aynı şekilde) sonraki yaratmayı da yapacaktır. (Kıyametten sonra her şeyi tekrar yaratacaktır) Şüphesiz Allah’ın gücü her şeye hakkıyla yeter.”(Ankebut,20).

 

-“De ki: “Yeryüzünde dolaşın da önceki milletlerin sonlarının nasıl olduğuna bakın.” Onların çoğu Allah’a ortak koşan kimselerdi.”(Rum,42).

 

       Bütün bunlar gösteriyor ki dinimizin emri gereği  ve geleneklerimize göre de  tarihi eserlere değer vermek gerekir.Ancak şunu hatırlatmakta yarar vardır.Ülkemizin bir çok yerinde olduğu gibi İnegöl’ümüzde de eski eser olup yıkılmaya yüz tutmuş yapılar vardır.

Bu yapıların bir kısmı işlek caddeler de ve sokaklarda yer almaktadır.Hatta bazıları yıkıldı yıkılacak türde olup payandalarla ayakta durmaktadırlar.

        Bu tür eski yapılar “tarihi yapı” özelliğini kaybetmiş ve  tamamen tehlike arz etmektedirler.Allah muhafaza bir gün oradan geçenlerin üzerine yıkılıp zarar vermeden değerli yetkililerimizin önlem almaları mutlaka gereklidir.

UNUTMAYIN: Bu yapılar bulunduğu yere de zarar vermektedirler. Şehrin estetik görünümünü bozduğu gibi  yangınlara da sebebiyet verebilirler.Tarihi özelliğini kaybetmiş olan bu metruk binalar, (Allah korusun) Tarihe geçecek üzücü hadiselere  sebebiyet vermesinler.

 

Tüm Yorumları Göster (0)