Abdülvasih Duran

HAYIRLI İŞLER BOL GÜNEŞLER

23 Aralık 2020 / Çarşamba 15:44:11 | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

          İçinde bulunduğumuz şu günlerde kış mevsiminde olduğumuz için doğal olarak havaların soğuk ve yağışlı olması gerekir.Ancak Aralık ayının sonuna doğru geldiğimiz halde Allah’ın hikmeti bir türlü beklediğimiz yağışlar henüz gelmedi.Büyük şehirlerdeki barajların su seviyesi de gittikçe azalması insanları tedirgin ediyor.

        Yüce Rabbimiz insanları zaman zaman imtihandan geçirdiğini şu ayetle dile getiriyor: “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele “(Bakara,155).Bu ayet aslında bize bir ümit ayetidir.Yani mü’min sabredip şükrederse Allah o sıkıntıları kaldıracaktır.

      Aslında her mevsimin ayrı bir nimet olduğunu bilen mü’min kişi, mevsimlerin getirdiklerinin de ayrı bir nimet olduğunun bilincindedir. Baharın güzelliği nasıl bir nimet, yazın sıcak günlerinin nasıl bir hikmeti varsa; kışın soğuğu ve yağışının da bir nimet olduğunu unutmamak lazımdır.Fakat her nedense kış mevsimi geldiğinde şu sözleri sürekli duymak bir alışkanlık haline gelmişti: Beyaz afet”, “Kara kış”,” “Olumsuz hava şartları” v.b.

      Fakat biz her ne zaman güzel bir kar yağsa hemen ‘Beyaz afet’ demeye başlarız. Her ne zaman mevsim gereği havalar soğusa peşinden “‘Kara kış’ geldi” deriz. Büyüklerimizin rahmet dedikleri yağmurlar başladığında ‘Olumsuz hava şartları’ sözleri konuşulmaya başlanır. Hâlbuki ‘Büyüklerin sözleri sözlerin büyüğüdür’ diye inandığımız büyüklerimizin, yağmura ‘rahmet’ demeleri çok anlamlıdır. Gerçekten yağışlar bizler için birer rahmettir. Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor:” O gökten su indirendir. İşte biz onunla her türlü bitkiyi çıkarıp onlardan yeşillik meydana getirir ve o yeşil bitkilerden, üst üste binmiş taneler, -hurma ağacının tomurcuğunda da aşağıya sarkmış salkımlar- üzüm bahçeleri, zeytin ve nar çıkarırız: (Her biri) birbirine benzer ve (her biri) birbirinden farklı. Bunların meyvesine, bir meyve verdiği zaman, bir de olgunlaştığı zaman bakın. Şüphesiz bunda inanan bir topluluk için (Allah’ın varlığını gösteren) ibretler vardır.(Enam-99).

         Şükrün zıddı ise nankörlüktür. Nankörlük, insanın Rabbine karşı olan şükürsüzlük halidir. Zira bunda, insanın küfre girme ihtimali büyüktür. Her ne kadar küfür ile nankörlük ilk bakışta birbirlerinden tamamen farklıymış gibi görünseler de aralarında çok yakın bir benzerlik vardır. Birincisinde; Allah'ın varlığını, birliğini ya da inanmamızı emrettiği hükümlerini inkâr etme söz konusudur ki, bu açıkça küfürdür(dinden çıkmaktır). Allah'ın verdiği nimetleri inkâr etmek, onları unutmaya çalışmak ya da unutmuş görünmek de aslında küfürdür. Çünkü her iki durumda da, inanılması gerekli olan gerçekleri inkâr etme söz konusudur.

         Büyüklerimizin kullandığı ’Küfran-ı nimet (nimeti inkâr etmek) kavramı Kur’an-i bir kavramdır. Yüce Rabbimiz bu konuda şöyle buyuruyor: “Hani Rabbiniz şöyle duyurmuştu: “Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz (velein kefertüm) hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir.”(İbrahim-7)

Bu ayet-i kerimeden şu sonuçlar çıkıyor:

1-Nankörlük etmez, şükrederseniz nimetimi artırırım.

2-Nankörlük edip şükretmezseniz, o nimetin hayrını görmezsiniz.

3-Bu durumda ahirette ki azabım da elim bir azap olur.

      Nimete şükredince, hem eldeki nimet yok olmaktan kurtulur, hem de yeni nimetlerin ele geçmesine vesile olur. Bir hadis-i şerifte Resulullah(sav). “Az veya çok bir nimete kavuşan, ‘Elhamdülillah’ derse, Allahü Teâlâ, o kimseye bu nimetten daha iyisini verir.” buyuruyor. Şükredenden Allahü Teâlâ razı olur.
        Yağmuru yağdıran Yüce Rabbimiz olduğu gibi yerin altındaki suyu su motoru olmadan yeryüzüne çıkaranda yine Yüce Allah’tır:” De ki: “Söyleyin bakalım: Suyunuz çekiliverse, size kim temiz bir akarsu getirir?”(Mülk-30).

         Kuraklıktan dolayı yağmur duasına çıktığımız şu günlerde bile bazı insanlar ister ki on iki ay  boyunca hava güzel ve güneşli olsun.Kendileri de bol bol gezsinler.Bu arzu o kadar içimize sinmiş ki birbirimize  iyi dilekte bulunduğumuzda bile şöyle deriz:

Hayırlı işler bol güneşler

UNUTMAYIN:Her mevsim kendi özelliğiyle güzeldir.

Görelim Mevlam neyler neylerse güzel eyler.

                                                                                                                            

Tüm Yorumları Göster (0)