Abdülvasih Duran

Hastalığı yendi veya Hastalığa yenildi

14 Mayıs 2020 / Perşembe 01:51:53 | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

Gündemdeki konular o konu ile ilgili bazı deyim ve sözleri de beraber getirirler.Bu deyim ve sözlerin bazıları doğru bazıları ise yanlıştır.

      Şu son aylarda yaşadığımız  koronavirüs salgını nedeniylede bazı insanlar iyileşirken maalesef bazı insanlarda hayatını kaybediyor.Özellikle Gazete ve Televizyonlarda bu haberler verilirken “şu kadar kişi hastalığı yendi” veya “şu kadar insan hastalığa yenik düştü”  deniliyor.

       Sanıyorum ortamın sıkıntısından bu kavramların doğruluğu ve yanlışlığı üzerinde pek durulamıyor veya dikkat çekmiyor.Oysa Müslümanlar olarak bizler kullandığımız söz ve kavramların doğruluğuna dikkat etmemiz gerekir.

       Ne demek hastalığı yendi? Hastalık karşıda duran  bir güreşçi mi veya bir cisim mi ki onu yenmiş olalım veya ona yenilmiş olalım?

       Belki şöyle düşünebilirsiniz.Hastalığı yendi demek,ilaçlarını düzenli kullandı,kendine dikkat etti,dayanıklı biriydi,moralini düzgün tuttu v.b.Ancak evde tedavi gören bir insan için bu denilen şeylerin elbette ki büyük bir etkisi vardır.Oysa koronavirüsten iyileşen veya vefat edenlerin hemen hemen hepsi aynı şartlarda hastanelerde tedavi görüyorlar.

        Haberlerde görmüşsünüzdür.Yaşı bir hayli ileri olan hatta yürümekte bile zorluk çeken bazı teyzeler/dedeler iyileşip taburcu olurken,diğer yandan güçlü kuvvetli olup yaşı genç olan kardeşlerimizin/tanıdıklarımızın vefat ettiklerini duyuyoruz.(Allah hepsine rahmet eylesin).

        Demek ki meseleye sadece bir taraftan bakmak doğru değildir. Öğrencilik yıllarımızda bir hocamızın şu sözünü her zaman hatırlarım.Derdi ki:”Gençler!Hayatın bir çok gerçeği tek sebeple anlatılamaz ve anlaşılamaz.Tıpkı helva örneği gibi.Helva un,şeker ve yağdan oluşur.Sadece un,sadece yağ ve sadece şeker tek başına helva değildir”.

        Bu örnekte olduğu gibi hayatın hiçbir alanı tek sebeple anlaşılmaz.Hele hele Rabbimizi hesaba katmadan yapılan bütün tanımlar kesinlikle yanlış sonuç verir.

        İslam her zaman bize şunu öğretir.Tedbir,Dua ve Takdir.Biri eksik oldu mu o işin tanımı yanlış olur.Tedbirimizi aldıktan sonra,Dua edip Takdire (Kadere) inanmak bizi rahatlatır.Strese sokmaz.

       Özellikle iman zayıflığı olan insanların  ölümü ensemizde hissettiğimiz bu günlerde ölümden ne kadar korktuklarını ve ne kadar tedirgin olduklarını yakından müşahede ediyoruz.

        Oysa “Korkunun ecele faydası yoktur”.Korku,eceli ertelemez.Tam tersine insandaki bağışıklık sistemini de zayıflatır.İbn-i Sina’nın çok güzel bir örneği vardır.İbni Sina,iki ayrı kafese birer koyun yerleştirir.Koyunlardan birinin kafesinin yanına da bir kurt kafesi koyar.Kurdu,sadece  koyunlardan biri görüyor diğer koyun ise görmüyor.

      İbn-i Sina her iki koyunu da eşit şekilde besliyor ve bakımlarını yapıyor.Kurdu görmeyen koyun gittikçe  güçlenirken,kurdu gören koyun ise her geçen gün korkudan gittikçe zayıflayıp güçsüzleşiyor.

      İbn-i Sina’nın bu örneğinde olduğu gibi sürekli ölümü ensemizde hissedersek  bağışıklık sistemimiz zayıflar ve moralimiz  bozulur.Yukarıda söylediğimiz gibi nasıl ki helva “Un,Şeker ve Yağ”dan oluşuyorsa,hayat da “Tedbir,Dua ve Takdir”den oluşuyor.

       Hz.Ömer’in (ra) şu günlerde çok duyduğumuz “Allah’ın kaderinden yine Allah’ın kaderine geçiyorum” diyerek Şam’a gitmekten vazgeçmesi buna en güzel örnektir.Kader demek sadece belalar,kazalar ve ölümler demek değildir.Mutlulukta bir kaderdir,sağlıkta bir kaderdir ve yaşamakta bir kaderdir.

       Kaderi doğru anlamak için tedbiri elden bırakmayacağız.Maske takılacaksa takalım,sosyal mesafeye dikkat edilecekse edelim,hastalandığımızda hastaneye gidip tedavi olmamız gerekiyorsa gidip tedavi olalım.Bu arada da duamızı da eksik etmeyelim.

     UNUTMAYIN:Eğer bir kazadan veya hastalıktan Rabbimiz bizi kurtarırsa O’na şükretmeliyiz.Kalan ömrümüzü O’nun bize fazladan verdiği bir ikram olarak kabul edelim.

        Ancak bütün bu tedbirlere rağmen hak vaki olursa o zamanda şöyle diyeceğiz:”Rabbim!Emanet senin.Sen verdin.Sen aldın.Çünkü Mülk senindir”.

Ve şu ayeti hatırlayacağız:”Her ümmetin bir eceli vardır.Ecelleri gelince ne bir saat geri kalırlar nede bir saat ileri gidebilirler”(A’raf,34).

Tüm Yorumları Göster (0)