Özer Yılmaz

HAK VE BATIL

03 Kasım 2020 / Salı 16:21:05 | YAZARLAR | Özer Yılmaz

Yönetim sistemi tarihinin insanlık tarihi ile birlikte var olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Yönetim sistemi o kadar eski o kadar insanlık tarihi ile iç içe ki ikisini birbirinden ayırmak mümkün değil. Dinsel öğretilerimize göre Hz. Âdem yaratılmadan önce melekler ve şeytan Allah’u Teâlâ’ya ibadet ederek, barış ve sükûnet içinde yaşıyorlarmış. Ne zaman ki Allah’u Teâla, Hz. Âdemi topraktan yaratma kararını veriyor işte o zaman kıyamet kopuyor, şeytan şeytanlığını göstermeye başlıyor. Şeytanın kendi isyankârlığı yetmiyormuş gibi melekleri de örgütleyip isyankâr olmaları için çaba sarf ediyor, Allah’tan melekler şeytanın dümenine gelmiyor, ya melekler de şeytanın dümenine gelseydi o zaman ne olurdu insanlığın hali.

Dinsel öğretilerimize göre şeytan; arsızın, hırsızın, soysuzun, katilin, vicdansızın, kötünün, çirkinin temsilcisi ve her türlü çirkefliğin ana merkezi. Yine dinsel öğretilerimize göre melekler ise, adaletin, iyiliğin, güzelliğin, eşitliğin, asaletin, onurun, gururun temsilcisi. Bu iki şey hak ile batıl dünya var oldukça mücadele alanı olarak insanlığın karşısında hep duracak, durmaya da devam edecek.

İnsanlık, değerlerinin üzerinde yücelerek tekâmülünü tamamlaması beklenirken bakıyoruz şeytanı temsil eden taraf hep galip geliyor, şeytanın galip gelmesi için de özel çaba sarf ediliyor. Bu çabaların sonuçları er ya da geç boşa çıkacağı muhakkak, biliyoruz ki adaletsiz, haksız, hukuksuz, sevgisiz, soysuz aksiyonlar bir gün elbette zail olacaktır.

Yönetim sistemlerini demokratik, oligarşik, otokratik olarak sınıflara ayırmak mümkündür. Gerçek demokrasinin uygulama alanlarının cumhuriyet sistemi içinde olduğunu ifade etmekte fayda var.  Demokrasi olmazsa cumhuriyet yönetim şeklinin anlamlı olmayacağını söylemek yanlış olmayacaktır. Bu söylemler her ne kadar doğru varsayımların üzerine kurulduğu kabul edilse de krallık ile yönetilen bazı ülkelerde demokratik teamüllerin uygulandığını, cumhuriyet ile yönetilen bazı ülkelerde de otokratik yönetim teamüllerinin uygulandığını görüyoruz.   Hem krallık hem demokrasi bu iki olgunun birlikte bir arada olması çok da birbiriyle uyuşan bir sistem algısı oluşturmuyor insanda ama bu iki sistemi birlikte yürütebilmek için özel çabaların gösterilmesindeki gayreti bazı devletlerin gizli ajandalarından kaynaklandığını söylemek yanlış olmayacaktır.

29 Ekim günü Ülkemizin kurucu lideri Mutafa Kemal Atatürk’ün bize armağan ettiği Cumhuriyetimizin 97. Yılını Covid-19 nedeniyle fiziksel olarak coşkulu kutlayamadıysak da, ruhen ve duygusal anlamda coşkulu kutladık. Cumhuriyet Bayramlarını her kutladığımızda Mustafa Kemal Atatürk’ün ne kadar büyük dünya lideri olduğunu daha iyi anlıyoruz. O bize ilmin, fennin ışığında doğruları bulmamızı ve muasır medeniyet seviyesinde ki ülkelerin eriştiği müreffeh düzeyinde yaşamamız için şartlar oluşturdu. Kral olma gücü kendisinde varken o cumhuriyet yönetimi sistemi içinde kalmamızı sağladı. Yokluklar içinde Sümerbank’ı, Etibank’ı, uçak fabrikasını, şeker fabrikalarını kurdu. Bunları yapmakla emperyalizme karşı mücadelenin ancak üretim ile gerçekleştirilebileceğini dimağlarımıza işledi.

Üzülerek ifade etmek istiyorum ki İslam ülkelerinin bireyleri çok zavallı durumdalar, sömürülüyorlar, ilmin ve fennin ışığı altında çalışmalarını yapmaları gerekirken emeklerini ve hedeflerini başka mihraklar için kullanıyorlar. Yaşamında her türlü varlığa kolaylıkla ulaşan ama başkalarının kullanımını haram sayan sözde cemiyet, sözde cemaat ya da sahte tarikat liderleri insanların değerlerini utanmadan sonuna kadar sömürdüler ve sömürüyorlar. Eğitilmiş bireyleri ve eğitimi hep geri planda tuttular, teknolojik gelişmelere kendisine tabi olan bireylerin ve toplumun ayak uydurmasını yasakladılar. Meleklerin temsilcileri olmaları gerekirken şeytanın temsilcisi oldular. Oysa cumhuriyet ve demokrasi, soran, sorgulayan bireylerin aklını ve ilmin verilerini kullanmayı yeğledi, biat kültürünü reddetti, vatandaşlık bilincini, millet olma bilincini ön planda tutmaya çalıştı. Cumhuriyet ve demokrasi hakkın temsilcisi olarak yoluna devam ederken, otokratik ve oligarşik yönetimler şeytanın temsilcisi olarak batılı temsil etmeye devam ediyorlar. Adaletin, hukukun ve hakkın ancak demokratik düşüncenin beslediği cumhuriyet yönetimiyle olacağını artık herkes biliyor ama maalesef şeytanın temsilcileri bunu görmezlikten geliyor. Bu şeytanların inadına dirilişin, kurtuluşun ve kuruluşun temsilcisi Cumhuriyetin 97. yılını yürekten kutluyorum.

Tüm Yorumları Göster (0)