Abdülvasih Duran

?EMROLUNDUĞUN GİBİ DOSDOĞRU OL?

29 Ocak 2014 / Çarşamba | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

Müslüman olmak,yalnızca “iman ettim”  deyip durmaktan ibaret değildir.  İmanın  tamamlayıcı  unsuru olan  yüce sıfatlardan  biri ve hatta   kapsam itibarıyla  onların en geniş ve en önemlisi  doğruluktur.  Doğruluğun alanı çok geniştir. Çünkü doğruluk,teklif ve mükellefiyet kapsamına  giren her şeyde söz konusudur. Doğru inanmak,doğru düşünmek,doğru davranmak,doğru ibadet etmek,doğru konuşmak,samimî ve dürüst olmak,emniyet ve güven verici olmak,olduğu gibi görünmek ve göründüğü gibi olmak doğru olmanın birer  parçalarıdır. Bunlara yalan söylememek,hile yapmamak,aldatmamak gibi hususları da eklediğimiz zaman doğruluk alanının ne kadar geniş olduğunu açıkça  görürüz.
          Kur’an-I Kerim’e baktığımız zaman bu konu 2 şekilde ele alınıyor:Birincisi doğruluk nedir ve kimlere doğru denir? İkincisi de doğruluğun önemini emreden ayetler. 
           Doğruluğu ve dolayısıyla  doğru olanları tarif eden bazı âyetler şöyledir:
 - “ Doğruluk,yüzlerinizi doğu veya batı taraflarına çevirmek değildir. O; Allaha, âhiret gününe,meleklere,kitaba,peygamberlere  iman etmek,sevdiği malını  yakınlara,yetimlere,yoksullara,yolda kalmışlara,dilenenlere ve kölelere vermek,namazı  usulüne göre kılmak,zekât vermek,söz verdiği zaman sözünü yerine getirmek,sıkıntı ve  zorluk zamanlarında sabretmektir. Bunları yapanlar  doğru olanlardır. Ve bunlar  takva  ehlidirler.” ( Bakara,177)
 - “ Gerçek  müminler o kimselerdir ki, Allah ve Resûluna iman ederler,ondan sonra  bu konuda hiç şübheye düşmezler, malları ve canlarıyla  Allahın rızasını kazanmak için çalışırlar. İşte doğru olanlar bunlardır.” (Hucurât,15)
            Doğruluğu emreden bazı âyetler de  şöyledir:
 - “  Dosdoğru Allaha yönelin ve  O’ndan af ve mağfiret dileyin. Bunu yapmayanların vay hallerine” (Fussılet,6)
  -“  Emrolunduğun gibi doğru ol,seninle birlikte  iman edenler de doğru olsunlar. Doğruluktan sapmayın. Allah,ne yaptıklarınızı görendir.” ( Hûd,112)
 - “ Emrolunduğun gibi doğru ol, doğru olmayanların heveslerine uyma.” (Şûrâ,15)  
Yaşı fazla ileri olmadığı halde,son senelerinde Allah Resûlunun saçlarında beyazlar oluşmuştu. Bir sahabi, neden böyle olduğunu sordu,Allah Resûlu(sav) ona şu cevabı verdi:” Beni Hud suresi (doğruluğu emreden  âyetler) ihtiyarlattı.” Allah Resûlunun bu hali ve cevabi,  titiz bir şekilde doğru olmanın  kolayca kazanılan bir durum olmadığını,bunun için ciddî bir çaba ve gayretin sarfedilmesi ve  kaçınılmaz olan  bir takım sıkıntılara  göğüs gerilmesi gerektiğini  göstermiştir. İşler için sözlü iddialarda bulunmak çok kolaydır. Fakat,bu iddiaları  fiil,iş ve ahlak haline getirmek zordur.  Bu zorluğa ancak gerçek müminler  katlanırlar. Ve bunlar   katlandıkları zorluklar  oranında  iman davasında doğru olduklarını ispat ve tescil etmiş olurlar.
 - “ Ey iman edenler  Allahtan korkun ve  söz söylediğiniz zaman,doğru söyleyin.  Doğru söylerseniz, Allah işlerinizi yoluna koyar ve  günahlarınızı affeder. Kim,  Allah ve Resûluna itâat ederse,büyük bir kazanç elde eder.” ( Ahzâb,70,71)
  “ Allahtan korksunlar ve  doğru söz söylesinler.” ( Nisâ,9)
  “ Ey iman edenler Allahtan korkun ve doğru olanlarla beraber olun.” (  Tevbe,119)
            Doğruluğun ve doğru olmanın değer ve önemi,dinimizin ikinci temel kaynağı olan hadis-i şeriflerde de  vurgulanmış ve  burada  bu konuda daha  geniş detaylara ve  ayrıntılara  gidilmiştir. 
  Allah Resûlu aleyhisslatu vesselâm şöyle buyurmuştur:
  “  Her zaman ve her işte doğruluğu gözetin. Bu yüzden  helâk olacağınızı  görseniz bile,bunu yapın ve bilin ki, nihaî  kurtuluş doğruluktadır.” 
  “  Doğruluktan ayrılmayın. Çünkü doğruluk sizi  iyi işler yapmaya sevk eder. Bu işler de sizi cennete götürürler. Hile ve yalandan da sakının. Çünkü bunlar sizi kötü işler yapmaya  iter. Bu işler de sizi cehenneme götürürler.” ( Buhari,Müslim,Ebu Davud)
  Doğruluk karı koca arasındaki vazifeleri   en güzel bir  duruma getirdiği gibi, çocuklar üzerinde de en büyük  etkiyi yapar. Denilebilir ki, en güzel bir terbiye ile yetişen çocuklar  anne ve babalarında  doğruluk gören çocuklardır. Anne ve babalarında iki yüzlülük,riyakârlık,hile, söylediği veya göründüğü gibi olmama  halini  gören çocuklar ise  bu samimiyetsizliğe karşı içlerinde duydukları isyan,nefret ve kötüleme yüzünden terbiye bağını koparır ve kimi dinsiz,kimi ahlaksız,kimi  hırsız ve uğursuz olup çıkar. Onun için,çocukları eğitenlerin,nesli yetiştirenlerin,kitlelere ahlak ve  fazilet dersi verenlerin herkesten önce kendilerinin kendi sözlerine inanmaları ve  başkalarına telkin etmeye çalıştıkları  doğruluk ve dürüstlüğü kendi  iş ve ilişkilerinde tatbik ve temsil etmeleri gerekir.
           Konumuzu bir fıkra ile bitirelim.Adamın biri arkadaşına şöyle demiş:”Ben içki içmem,kumar oynamam ve  hile yapmam. Sadece kötü  kötü bir huyum vardır.Hep yalan söylerim.”
(Bu adamın  saydığı kötülükleri yapmadığına inandınız mı?)
.

Tüm Yorumları Göster (0)