Ahmet Taştan

DUYGU DEĞERİ ve EZGİLER

27 Ağustos 2013 / Salı | YAZARLAR | Ahmet Taştan

Yaşadığınız olaylar karşısından duygusal mı takılıyorsunuz, bilemem. Her davranışın bir görünen yüzü ve bir de arka planı vardır. Yani davranışlarımızın bir derin tarafı mevcuttur. Mesela “güvenlik” tedbirlerini artırmayı gerekli görüyorsanız korkulacak veya sakınılacak bir durum var demektir. Sevginizi belirtmek için kaç türlü davranış yapabilirsiniz varın siz tahmin edin.

“Çok duygusalım” diyenleri pek sevemem. Bana edilgen gelirler bu tipler. Akıllı olmak, olayları tüm yönleri ile değerlendirmek, belli ölçüler dairesinde tutum geliştirmek olgun insanların özelliğidir. Duygusuz olmak, makbul ve mümkün değildir tabii.

Bilgiyle dolmuş bir akıl devamlı üretebilirse başarılara uzanır. Duygu yoğunluğu yaşayanlar, hayatın tadını çıkarır. Duygu ve akıl dengesi insanı, “kamil” eder.

Haberleri dinlerken niçin bu kadar duygusala bağlıyoruz. Metin ol, dinle ve geç… Ekran değiştirmek kadar kolay mıdır duyguları değiştirmek. Görüntüler değişse de göz önünden gitmeyen küçük bedenler yürekleri parçalıyor. Vicdanları sızlatıyor. Vicdansızları ve merhametsizlerin basit birkaç el hareketi ile düğmelere basmasıyla karartılan hayatlar…

Vah vah yavrucuğum, vah bebeğim…

Seni o masum halinle, o günahsız halinle Rabbine gönderenler nasıl hesap verecekler? Hesaba inansalardı bunu hesaplarlardı. Ama ne akılları ne de imanları var bu zalimlerin.

İmanlı insanlar duygusaldır. Çünkü iman ruhsal bir olgudur. Fıtratını bozmamış insanlar çirkine çirkin, güzele güzel derler. Ancak “şeytan onlara yaptıklarını güzel göstermiştir.” cümlesini okuyunca kitapta zalimlerin hocasını öğrenmiş oluyoruz. Zalimler ile aynı manzaraya bakıp aynı şeyleri görmediğimizi bilmeliyiz. Onların tartıları ile bizim ki aynı tartmıyor bilmeliyiz.

Dolayısıyla bilmemiz gereken şudur: Zulme uğramak da yoktur, zulüm yapmak da. Öyleyse mücadele için besili atlar hazırlamak (yani güçlü olmak ) gerekiyor. İnananlar güçlü olursa “barış” daha sağlam zemin üzerine oturur. Zira Müslümanlar her karşılaştıklarında “es-selam ü aleyküm” der  

EZGİLER

Duygularımızı coşturduğumuz ezgilerle, düşünce dünyamızı beslemeliyiz. Her dize de bir başka oluyoruz. Terennüm edebileceğimiz eski ezgilerin birkaç dizesini birlikte okuyalım.  

Dağları aşmışız biz /İklimler geçmişiz biz

Aynı yöne adanıp / Ölüme koşmuşuz biz

Aşılması güç her ne varsa azmimizle aşmaya adıyoruz kendimizi. Yedi iklimde hüküm sürmüş bir devletin bakiyesi olan ülkemiz Anadolu’dan ve Mazlumlar ülkesi Mısır’da ve aynı yöne adanmış binlerce yürek ve bilek bir arada.

Ölüme koşmak şehadet kültürüyle yetişmiş insanlara mahsustur. Cennete uçmak için kanat çırpanlar var oldukça

Korkuları dürenler /Ölümü öldürenler

Rabbinin huzuruna / Peygamberle gelenler

Saçlarım kadar başım olsa / Hak yoluna olsun feda

diyen güzel insanlar bir araya gelmeli duygularını kaybetmeden coşmalıdır. Ömer Karaoğlu, Mustafa Cihad, Eşref Ziya Terzi vb. sanatçıların ezgilerini birlikte söylemeliyiz ve gündemden düşmemeliyiz, kopmamalıyız, uzaklaşmamalıyız.

                                       

.

Tüm Yorumları Göster (0)