Özer Yılmaz

Diş Bedeli (2)

12 Ağustos 2020 / Çarşamba 15:34:42 | YAZARLAR | Özer Yılmaz

Ak ak şimşekler kara kara olup yeryüzüne düşmeye devam ediyordu. Gökyüzü gözyaşlarını dolu olarak bırakıyordu ikiz kardeşi yeryüzünün üzerine. Yeryüzü yeter artık bu kadar şiddetli ağlama dediyse de kardeşine söz geçiremedi. Fazim bir kayayı kendisine sığınak yaptı, ıslanmaktan kurtulmak için.

Bir şimşek daha çaktı, yer gök ap aydınlık oldu, gökyüzü ile yeryüzü arasında ateşten yol oldu. Nazar Boncuğu kendini yere attı, debelenmeye başladı.

 Fazim, sığındığı kaya parçasının gölgesinden koşup geldi, Nazar Boncuğu’nun yanına. Kalk boncuğum kalk, kalk nazarım kalk, sevgili kuzum kalk, yalvar yakar konuştu, nazar boncuğum dediği kuzusuna söz geçiremiyordu.

Nazar Boncuğu derinden ta içeriden için içinnefes alıyor başını yerden kaldıramıyordu. Fazim başını okşadı, karnını ovdu, gözyaşlarını üzerine boncuk boncuk döktü bir çare olamadı. Nazar Boncuğu gözlerini kapattı, açmak istemiyordu. Bu dünyadan ayrılma isteği hayatta kalmasının önüne geçmiş yaşama sevincini kaybetmişti.

Fazimbi çare ellerini ovuşturarak Nazar Boncuğu’nun etrafında dönüp durdu, sevdiği Nazar Boncuğu’na nasıl kıyacaktı. Bazen insanlar sevdiklerini kurtarmak için bazı şeylerden fedakârlık yapmak zorunda kalabiliyor ama Fazim neyin fedakârlığını yapacaktı?

Yaratan Fazim’i sınıyor muydu? İnancı gereği eti yenilen hayvanların murdar olarak ölmesine izin verilmezdi.Nazar Boncuğu’nun murdar ölmesine izin verse babası onu akşam daha bir haşlardı, bunu da kaldıracak gücü kalmamıştı.

Nazar Boncuğu’nu helal olarak evine götürmek istedi, sağına soluna, çantasına baktı bıçağını bulamadı, o gün bıçağını yanına almayı unutmuştu. Aklını kaçıracak gibiydi, Nazar Boncuğu can çekişiyordu, onun daha fazla acı çekmesine izin veremezdi.

 Yere baktı ayağının altında sal taş buldu, sevdiğini kıbleye çevirdi görevini yerine getirdi. Karşısına bir sorun daha çıkmıştı, Nazar Boncuğu’nu evine nasıl götürecekti? Zorlanarak sırtına aldı beş on adım attı atmadı sırtından yere bırakmak zorunda kaldı. Sevdiceğini sırtında taşıyarak köye götürecek gücü kendinde bulamadı.

Belinden kemerini çıkardı, Nazar Boncuğu’nun babasını yakaladı, babasının sırtına bağladı. Köye doğru sürüyü yönlendirdi, evleri görünceye kadar Nazar Boncuğu’nu babasının sırtında taşıttı. Fazim’inyüreği sızlıyordu ama gerçeği de haykırmak zorundaydı, başladı hem ağlamaya hem bağırmaya.

Fazim’in bir ihtiyacının olduğunu duyan köyden Ayfettin, demir kırat atını sürdü sürünün yanına hızır gibi yetişti. Nazar Boncuğu’nu babasının sırtından çözdüler, Ayfettin’in kucağına verdiler, köye gönderdiler.

Resul, Nazar Boncuğu’nuncansız halini görünce, şivan düşürdü köyün içine. Kuzum da kuzum. Sen kuzuma nasıl sahip çıkamazsın? Artık dişlerinin tedavisini unut hem de okula gitmeyi. Sana ceza veriyorum, bir yıl daha çobanlık yapacaksın diye. Fazim, dişlerinin tedavisinin yapılmasını sağlamak, okula gidebilmek için biçare boynu bükük babasının emirlerine boyun eğdi. Resul, oğlunun zafiyetini sömürmeye devam ediyordu.

Sevgi bazen mal sevgisi, bazen yurt sevgisi, bazen de neme lazım dediğin şeylerin sevgisi olarak tezahür ediyor.

Sevgiyi sömüren odaklardan uzak durmak dileğimle.

Tüm Yorumları Göster (0)