Ahmet Taştan

Dinde Zırlama Yoktur

29 Ekim 2019 / Salı 07:37:58 | YAZARLAR | Ahmet Taştan

Sosyal medya hesaplarında gezerken karşımıza çıkan o kadar ilginç ifadeler oluyor ki insan şaşıp kalıyor. Başlık diye yazdığım ifade bunlardan bir tanesi...

"Dinde zorlama yoktur" ayetinden mülhem yani ilham alarak oluşturulmuş bir ifade "dinde zırlama yoktur."

Tabii bu cümle bir ayet değil ama insana ilginç şeyler düşündürüyor.  Çağrışımı güçlü ibare... Hem söyleyiş hem de anlam bakımından vurucu bu ifade karşısında akıl kısa pas yapıyor ayeti kerime ile.

Sosyal medyadaki yorumunda şunlar yazılıydı. "Efendim, bugünün gençleri 'ben evleneceğim bir kızın evveliyatını araştırmam, önemli olan benden sonrası' deyip kendi öngörülerini söylüyorlar. Rahman ve rahim olan Allah da Kur'an-ı Kerim'de 'zina eden erkeklere zina eden kadınlar... Namuslu kadınlara namusu erkekler...." diye bir denklem buyuruyor. Dolayısı ile evveliyatını merak etmediğin eşin hakkında, evlendikten sonra sızlanma, şikayet etme hakkına sahip değilsin çünkü dinde zırlama yoktur. Hem de bu manaya destek için Peygamber Efendimiz (sav); Kadın şu dört özelligi için nikah edilir: soyu, malı, güzelliği ve dini... Sen dini olanı tercih et ki huzur bulasın, buyuruyor.

Genel anlamda bu ifadeler bize başka manalarda hatırlatıyor.

Cenab-ı Allah insanları kendi yoluna davet eden peygamberler ve onlarla beraber ilahi kitaplar/suhuflar göndermiş. Bir o kadar da onları kavrayacak akıl ve idrak vermiş omuzlar üzerindeki yuvarlağa. Bu ilkeleri rahatlıkla yaşayabilecek topluluklar oluşturun, cemaat kurun, ümmet olun diye de emir buyurmuş, sevabı da bollaştırmış.

Ayrıca apaçık düşman olan şeytandan haber vermiş; onun ne sinsi tuzakları olduğunu tek tek bildirmiş. "Allah'ın affıyla sizi aldatmasın" diye çok ince, çok gizli, çok sinsi bir planını da açığa vurmuş Cenâb-ı Allah.

Bütün bunlardan sonra... Kitaba muhatap olmuş, peygamberi duymuş, şeytanı bilmiş, Müslümanı tanımış bir insan/lar/ın yarın ahiret gününde "duymadık Rabbim, bilmedik Rabbim, öğrenemedik Rabbim" diye mazeret üretmesinin bir anlamı olmayacaktır.

Gerçi Rabbi'l âlemin o ahiretten de haber vermiş. Azabı görünce bir anlık dahi olsa bu dünyaya tekrar gönderilip iman etmeyi talep edecek cehennemliklerden de haber vermiş.

Hakikatlerin peşine gidilecekler için, her türlü imkanı gözler önüne sermiş. Fakat modern dünya toplumlarının rengarenk dünyası arasında kaybolup, geçici zevk yaşamak isteyenler, bile-isteye kandırılmaya ya da aldatılmaya ve hak yoldan saptırılmaya hazır beklemektedirler sanki.

Sonra mazeret makinesi insan, bir hak, bir imkan daha talep edip azaptan kurtulmayı dileyecek... Her şeyi yaratan Rabbimiz (cc) bilgisini bir kez daha konuşturmuş kitabinda:   O kısacık dünya hayatına gönderilen insanın tekrar azacağını haber vermiş. (Yaratan bilmez mi?)

"Gemiler azgın dalgalar içinde yüzerken yani batmak üzereyken o inkarcılar samimiyetle Allah'a yönelerek yalvarırlar ama karaya çıktıklarında eski sapkınlıklarına devam ederler" buyurarak manzarayı gözler önüne sermiş ayet-i kerimelerde.

Zırlamaya gerek yok, ağlamaya gerek yok... Böyle bir sonucu bile bile kabullenmiş insanlar olarak yaşayanlar, derhal tövbe edip kendi seçimleri olan din-i mübini İslam'ı yaşarken zorlanmamak zorundadır. Zira nefislerimizin kaldıramayacağı yükü sırtımıza yüklenmemiştir. Hatta nesih mensuh konusunu bilenler, bir güzelliğin de oradan geldiğini fark edeceklerdir. Şimdi sosyal medyadan iki anlamlı alıntıyla son vermiş olalım.

"Huzur arıyorlar ama namaz kılmıyorlar. Söylesene dostum, huzura varmayan huzur bulur mu hiç?"

İşte güzel bir Facebook cümlesi daha.

"Allah bizi 1400 yıldır, aynı kitaptan sınav yapıyor. Üstelik sınavda kitabı açıp bakmak da serbest... Buna rağmen sınıfta kalırsak kendimize yazık ederiz." Seçimlerinde bilinçli ve istekli olanlar ne zorlanırlar ne de zırlarlar.

Tüm Yorumları Göster (0)