Özer Yılmaz

DERTLERİN DERTLERİMDİR

29 Eylül 2020 / Salı 17:30:59 | YAZARLAR | Özer Yılmaz

Bir toplum veya bir birey ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ zihniyetinden uzaklaştığı zaman gelişmenin, değişmenin, insan haklarının ve demokrasinin gelişmesi yönünde ivme kazanmasına vesile olabilir. Yaşadığımız şehir veya yaşadığımız ülke hatta hatta yaşadığımız dünyanın dertleriyle dertlenildiği zaman ve onlara çözüm yollarının bulunması için çaba sarf edildiği zaman insani duyguların olduğu söylenebilir. Bencilce, sorunları görmezlikten gelmek, her şeyi tozpembe görmek sorunları çözmüyor, onların çözümüne de katkı sağlamıyor. Sorunlar varken görmezlikten gelmek, sorunların çözümü için çözüm önerileri üretmek yerine sadece eleştiri yapmak veya sorun yokmuş gibi dalkavukluk yaparak şak şaklık yapmak da sorunların çözümüne katkı sağlamıyor aksine sorunların daha da kargaşaya içinde olmasını sağlıyor. Yaşadığımız mahallenin, şehrin, ülkenin sorunlarını dile getirmek, sorunların daha kolay çözüleceğin katkı sağlayacağını düşünüyorum.

İnegöl ülkemizin ekonomisine ciddi anlamda katma değer katıyor. Bunun İnegöl’de yaşayan insanların, müteşebbis ruhunun zengin olmasından kaynaklandığı söylenebilir. Ülkeye ekonomik yönden verilen katma değerin, yaşadığımız şehre bir takım handikaplargetiriyor. Bu handikapların başında insan sağlığı, çevre- hava- su ve gürültü kirliliği geliyor.

İnegöl mal zenginliğini zihniyet zenginliğine dönüştürememiş, bencilce para kazanma hırsının pik yaptığı insan güruhunun yaşadığı bir şehri hatırlatıyor insana. Çalışan fabrikalar olması gerekir mi? Sonuna kadar evet ama zenginleri daha zengin etmeden, sağlık ve çevre faktörlerini de göz önünde bulundurarak. Asgari ücretle çalışan bir insan karnını doyurabilirse ne mutlu ona, onun bir tek lüksü var o da temiz bir hava almak. İnegöl’de temiz bir nefes içinize çekebilir misiniz? Asla ve kat-a.    Evinizin camını açıp temiz bir nefes almak İnegöl için ütopik bir yaşam. Akşam saat 22:00’den sonra sabaha kadar İnegöl’ün havasını zehirleyen fabrikalar var. Nefes alınamıyor, gözler yaşarıyor, genizler sızlıyor, kokudan burun direkleri kırılıyor. Küspe kokusunun yanında temizlenmiş tavukların kokuları, kurutulan kerestelerin talaş kokuları, döküm için kullanılan kömürlerin karbondioksit kokuları birbirine karışıyor.  Bu kokular hava da birbirine karışarak burun deliklerinden küfük olarak çıkıyor.

Para kazanma hırsı bazı insanları o kadar soysuzlaştırıyor ki, diğer insanların yaşama hakkına saygı duymaktan öteye insanların yaşama alanlarını sömürüyor. Bu sömürü işine dur diyecek makamlar var. Ben bu makamlardan, fabrikaların insanların uyuduğu zaman çevreye verdikleri zararı ortadan kaldırmaları için yapılması gerekenleri yapmalarını istiyorum.

Bir insanın zengin olması, fabrika sahibi olmasıülke kaynaklarını fütursuzca kullanacağı hakkını elde ettiği anlamına gelmez. Varlık güçtür, güç insanları ezmek, yıkmak, yok etmek için kullanılırsa o güç güç olmaz, zalimin işkence aracı olur. İşkence bütün dünya da olduğu gibi ülkemizde de yasak. Güç, insanın bilinen ve bilinmeyen bütün varlığını insanlık için kullanabilmektir. O halde kendini güçlü hisseden kim varsa insani değerlere sahip çıkarak, para kazanma hırsına gem vurarak işlerini yapmasını istiyoruz.

Emeği ile geçinen insanların en önemli zevki, temiz hava almak, temiz su içmek ve temiz bir çevre görmekten ibaret. Ben herhangi bir firma ismi söylemek istemiyorum ama nefesimizi, suyumuzu, gözlerimizin görme zevkini, koku zevkimizi yok eden firmalar var. İnegöl’ün derdi aynı zamanda İnegöl’de yaşayanların derdi olmalı. İnegöl’ün havasında talaş kokusu, kıkırdaklarına kadar küspe yapılan tavukların genzi yakan ve gözleri yaşartan gaz kokusu, nefes alındığında burun deliklerinin kurum bağlamasına sebep olan döküm işinde kullanılan demir tozunun kömür kokusu, coşkun akan derelerin sularını renga renk boyayan fabrikaların çevre kirliliği, İnegöl’ün derdi olduğu gibi benimde derdim.

Tüm Yorumları Göster (0)