Hamza Süngü

Dahî nemiz var?

06 Ekim 2019 / Pazar 16:57:35 | YAZARLAR | Hamza Süngü

Ağırlaştığı ile ilgili telefon gelince gece hastahaneye gitmek için yola çıktık. Arabadan çıkan herkes hastanın sanki kendisini görünce şifaya kavuşuvereceği düşüncesi ile koşturarak Palyatif birimine doğru ilerliyordu. Yaşı hayli ileri olan kayınvalidemi ise ilk defa bu kadar hızlı gördüm. Telaşlıydı,aceleciydi herkes. Duvarların soğukluğu kışın gelmesi ile alakalı değildi.


Hastahane odasına girdiğimizde cam kenarında yatan daha önce gördüğüm uzunca sakallı ve heybetli Ramazan amcanın üzerinin örtülü olduğunu gördüm. Başınıda örtmüşler ve üzerine seccade sermişlerdi.

 

Herhalde vefat etti diye düşünüp, iki hastanın arasındaki perdeyi iyice çektim.Zira kayınpederim müteessir olmasın istemiştim.


Lakin o da ne? Üzeri örtülü Ramazan amca bir an üzerindeki örtüleri elinin tersi ile çekmiş, ayakucunda duran oğluna kürtçe; "beni doğrult" diyerek kalkmaya çabalıyordu. Ramazan amcayı yatağın üzerine oturttular. Kırmızılaşan gözkapakları kendisininde ağır hasta olduğuna emâreler veriyordu.

 

Bize dönüp iki hastayı ayıran perdeyi açmamızı istedi.İstemeyerek çektik.Hayat ile ölümün,dünya ile ahiretin arasında her devirde bulunan kadîm perde sanki mücessem bir hale gelmiş bir kaç metrelik kumaş parçası oluvermişti.

 

Zira Kayınpederim sekerât haline girmiş,rabbi ile buluşmaya hazırlanıyordu.Gittikçe uzayan nefes aralıkları,kapanmayan gözkapakları mevt'i izdirârinin alâmetleri idi.


İki gün evvel yoğun bakımdan çıkardıkları Ramazan amca Türkçe bilmediği halde Kürtçe dualar ediyordu.Ve Kurân okumaya başladı.Ne kadar okudu bilmiyorum.kıraat esnasında bir kuş yavrusu gibi ağzını açıp kapatan merhûmun emâneti teslim edişine şahid olduk.


İlk zamanlar normal nefes aralıkları ile müteneffis olan hastamız, vefâtına yakın uzun uzadıya nefeslenmeye başladı.İlk aklıma gelen bir arkadaşımın; "Bir nesnenin latifliği arttıkça bizim ona olan ihtiyacımız artar.Kesâfeti çoğaldıkça ihtiyaç hissimiz azalır.

 

Mesela nefes letâfetinden dolayı bizim için her saniye gerekli iken,yemek yemek ve su içmek için bir kaç saat geçmesi gerekir.Hakk teâlâ latifîn latifi olduğundan dolayı bizden ayrılmaz.Bizim ihtiyacımızın şiddeti o denlidir ki,o olmasa biz olmayız ve O her an bizimledir" Bunu hüviyyetini,hüviyeti mutlaktan alanlar zevk'î yakin ile bilirler.


İfâde etmek için yeltendiğim sekerât yani ölüm ânını dünya kelâmı ile ifşa etmek nâ mümkün. Lakin "Ölüm Allah'ın emri de şu ayrılık olmasaydı" diyen türküler ne kadar isâbetlice.


Kafamda derin sorular; eğer biz nefes alıp vermedeysek niye verdiğimiz son nefesi geri alamıyoruz?


Var git ey dîl(gönül),nefesi rahmâniye mazhar düşen bir muhataplığın bahâsını, suretin teneffüsünü nisbet eylemekle elde ettiğin vücud'u mevhûmen ile kıymetten düşürme!


"Veren sensin alan sen

Dahi nemiz var"? 


 

Tüm Yorumları Göster (0)