Abdülvasih Duran

ÇİKOLATA NASIL YENİR?

18 Mayıs 2016 / Çarşamba 18:32:52 | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

Gençlik bir milletin geleceğidir. Bugünün gençleri yarın bizim idarecilerimiz olacaktır,bizi yöneteceklerdir.Bizim öğretmenlerimiz,doktorlarımız,esnafımız v.b. onlar olacaktır.Nasıl ki bugünkü hayatımız dünkü planın sonucu ise yarınımız da bugünümüzün planı doğrultusunda olacaktır.Onun için yarınımızın mutlu ve rahat olmasını istiyorsak geçlerimizi iyi yetiştirmemiz gerekir.Bundan dolayı toplumu düzeltmeye çalışan da geçlere önem veriyor, bozmaya çalışan kötü niyetliler de  aynı önemi veriyor.Gençlik bu iki seçenek arasında karar vermek durumundadır.Dolayısıyla toplumun iyiliğini ve faydasını isteyenler kötülerden daha çok çalışmalı gençleri bu konuda titizlikle uyarmalıdır.

     Resulullah(sav)in gençlik dönemi bu anlamda bizim için çok büyük anlam taşımaktadır.Günümüz gençliği Peygamberinin(sav) hayatının ne kadarını kendinde uygulayabilmektedir.Dilerseniz sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed (sav)in gençlik hayatı ile günümüz geçlerinin yaşadığı hayatın bir karşılaştırmasını yapalım.

 

1-Sevgili Peygamberimiz (sav) gençliğinde “GÜVENİLİR” bir insandı. O nedenle O’na Muhammed’ül Emin  (güvenilir Muhammed) ismi verilmişti. ’emin’ ve  ‘mü’min’ aynı kökten gelmektedir.Yani güven veren ve güven duyan demektir.Acaba günümüzün bir kısım gençleri bu özelliğin neresindedir. Yani güven verip güven duyabildiğimiz bir konumda mı?

 

2-Sevgili Peygamberimiz (sav) gençliğinde ticaret yapmış yani üretime katkıda bulunmuştu.Ama bakıyoruz ki bir kısım gençler tamamen tüketici konuma konulmuştur.Sürekli cep telefonunu değiştiren ,(sözde) bedava kazandığı konturu bitirmek için elinden telefonunu düşürmeyen, eğlence merkezlerinde zaman ve para harcayan bir duruma getirilmek istenmektedir.

 

3-Sevgili Peygamberimiz (sav) geçliğinde ‘Hılf’ül Füdul’ adı verilen ‘Erdemliler derneği’ne üye olmuştu.Bu dernek haksızlığa uğramış insanların hakkını arayan bir dernekti.Oysa günümüz gençlerinin bir kısmının hayır kurumlarına karşı ilgisiz olduklarını görüyoruz.Halbuki günümüzde çok çeşitli hayır dernekleri vardır.Gençler zamanın bir kısmını buralarda Allah rızası için harcayabilirler.Örneğin zaman zaman huzurevlerini ziyaret ederek büyüklerimizin günlünü ve duasını alabilirler.Ara sıra hastanede yatan insanlara bir çiçek götürerek moral verebilirler.Gençler  bir araya gelip ‘Kan bağışı Kampanyası’ yapabilir,zaman zaman harçlıklarıyla yoksul bir aileye odun ,kömür ve yiyecek bağışında bulunarak başkalarına da örnek olabilirler.

 

4-Sevgili Peygamberimiz (sav) “Kıyametin koptuğunu duysanız bile elinizdeki fidanı dikiniz” buyurarak çevreye ve tabiata dikkat çekmiştir.Gençlerimiz   bir araya gelerek ağaç dikme kampanyası düzenleyebilirler.Okudukları okulların bahçelerinde çok boş alanlar vardır.O alanlara gerekirse kendi sınıflarının adını vererek ağaç dikebilirler.Oturdukları mahalleyi kendi imkanları veya yetkililerden yardım isteyerek güzelleştirebilirler.

 

5-Sevgili Peygamberimiz (sav) bir gün Ka’be’nin tamiri sırasında taş taşırken omuzu yara olmasın diye elbisesinin köşesini omzuna almıştı. Ama o sırada vücudunun göründüğünü fark edince hemen kendini toparlamıştı.Çünkü Resulullah(sav) edep ve haya örneğiydi.Öyleyse gençlerimiz de Resulullah’ı (sav)  örnek almalıdır. Şöyle ki:

-Edep ve adaba önem vermelidirler.Özellikle toplu yerlerde etrafındakileri rahatsız edecek argo, kaba, terbiye dışı söz ve hareketlerden kaçınmalıdırlar.

-Giyimleri dinimizin emrettiği şekilde edep ve adap içinde olmalıdır.

-Anne ve babalarına karşı saygıda kusur etmemelidirler.

-Öğretmenlerini sevip saymalı bir harf öğretene köle olunacak kadar değerli olduklarını unutmamalıdırlar.

-Sözleri,konuşmaları,davranışları ölçülü olmalı,kendilerini uyaran büyüklerine karşı saygısızlık yapmamalı tam tersine uyarılar için teşekkür etmelidirler.(Hatırlarsanız  çocuk yaşlarında bir genç kendisini uyaran temizlik işçisine dikleşmiş, elindeki kemeri yere vurarak kafa tutmuştu.Temizlik işçisinin ”Oğlum bak git” sözleri uzun süre gündemde kalmıştı).

     Bütün bunlara karşı gençlerimizi bozmaya çalışanlarda boş durmuyor.Televizyon reklamlarındaki bir çikolata reklam biçimi dikkatinizi çekmiştir.Genç, reklamını yaptığı çikolatayı öyle bir hırçınlıkla ısırıyor ki sanki zevk değil de intikam alıyor.Tamamen bir tat ve zevk alma maddesi olan çikolatayı bile hırçınlaştırırsanız  diğer davranışların ne hale geleceğini hesaplamanız zor olmayacaktır.

         Unutmayın:Gençlerimize edep-adabı öğretmek için çikolata  nasıl yenirden başlamak gerekiyorsa hiç üşenmeyin oradan başlayın.

Tüm Yorumları Göster (0)