Abdülvasih Duran

CİBRİL HADÎSİ

08 Aralık 2011 / Perşembe | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

       Cebrail (as), Hz. Peygamberin(sav) de aralarında bulunduğu bir sahabe topluluğuna insan suretinde gelmiş, iman, İslâm, ihsan ve kıyamet alâmetleri gibi bazı soruları Allah Rasûlüne sorarak cevaplarını almıştır. İşte Cebrail (a.s.)in bizzat soru sorarak ve cevaplarını tasdik ederek telkin ettiği bu hadise Cibril hadîsi adı verilmiştir.

Abdullah b. Ömerin, babası Hz. Ömerden naklettiği bu hadis şöyledir:

Bir gün Rasûlullah (s.a.s.)in yanında bulunduğumuz sırada âniden yanımıza, elbisesi bembeyaz, saçı simsiyah bir zat çıkageldi. Üzerinde yolculuk eseri görülmüyor, bizden de kendisini kimse tanımıyordu. Doğruca peygamber (s.a.s.)in yanına oturdu ve dizlerini onun dizlerine dayadı. Ellerini de uylukları üzerine koydu. Ve:

Ya Muhammed Bana İslâmın ne olduğunu söyle dedi. Rasûlullah (s.a.s.): İslâm; Allahtan başka ilâh olmadığına, Muhammedin de Allahın Rasulü olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman ve gücün yeterse Beyti hac etmendir buyurdu. O zat: Doğru söyledin dedi. Babam dedi ki: Biz buna hayret ettik. Zira hem soruyor, hem de tasdik ediyordu.

Bana imandan haber ver dedi. Rasûlullah (s.a.s.): Âllah a, Allahın meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanman, bir de kadere, hayrına şerrine inanmandır buyurdu. O zât yine:

Doğru söyledin dedi. Bu sefer:

Bana ihsandan haber ver dedi. Rasûlullah (s.a.s.):

Allaha Onu görüyormuşsun gibi ibadet etmendir. Çünkü her ne kadar sen onu görmüyorsan da, o seni muhakkak görür buyurdu. O zat:

Bana kıyametten haber ver dedi. Rasûlullah (s.a.s.) Bu meselede kendisine sorulan, sorandan daha çok bilgi sahibi değildir buyurdular.

O halde bana alâmetlerinden haber ver dedi. Peygamber (s.a.s.):

Câriyenin kendi sahibesini doğurması ve yalın ayak, çıplak, yoksul koyun çobanlarının bina yapmakta birbirleriyle yarış ettiklerini görmendir buyurdu. Babam dedi ki:

Bundan sonra o zat gitti. Ben bir süre bekledim. Sonunda Allah Rasûlü bana: Ya Ömer O soru soran zatın kim olduğunu biliyor musun?dedi. Allah ve Rasûlü bilir dedim.

O Cibrîldi. Size dininizi öğretmeye gelmişti buyurdular. (Buhârî, İman 1; Müslim, İman 1).

        Hadisteki  sorulardan biri de kıyamet zamanı ile ilgilidir. Hz. Peygamber bu konuda soru sorandan daha fazla bilgi sahibi olmadığını bildirmiştir. Cenâb-ı Hak kıyametin kopma zamanını gizli tutmuştur. İnsanların ileride meydana gelecek bir takım olayları önceden bilmemesi çoğu zaman bir nimettir. Müminin önceki tecrübelerine ve bilimin kurallarına göre gerekli önlemleri aldıktan sonra, sonucu Allahu Teâlâdan beklemek gerekir. Bütün önlemler alınmasına rağmen doğacak olumsuz sonuçlardan insanın sorumluluğu bulunmaz. Zaten böyle bir sonucu önleme gücü de insanoğluna verilmemiştir. Çünkü o, ancak gücünün yeteceğinden sorumludur.

Kuran-ı Kerîmde beş şeyin insanlardan gizlendiği bildirilir ki, bunlara Beş bilinmeyenler denir. Bunlardan ilki kıyametin kopma zamanıdırKıyametin ne zaman kopacağına dair bilgi, ancak Allah katındadır. Yağmuru o indirir. Rahimlerde olanı o bilir. Hiç bir kimse yarın ne kazanacağını bilmez. Hiç bir kimse nerede öleceğini de bilmez. Şüphesiz Allah Âlîmdir, Habîrdir herşeyi çok iyi bilir, her şeyden haberdardır (Lokman, 34)

Unutmayın:Değişik zaman ve zeminlerde kıyamet ile ilgili  yapılan tahmin ve verilen hayali tarihlerin hiçbirinin gerçek payı yoktur. Kıyametin tarihini ancak Allah bilir. Bizim derdimiz kıyametin ne zaman kopacağı değil kıyamete hazır Salih amelimiz  var mı yok mu?

Unutmayın:Herkesin kendi ölümü zaten onun kıyameti sayılır.

Tüm Yorumları Göster (0)