Yusuf Mutlu
yusufmutlu16@hatmail.com

Çare 2002 mi?

24 Nisan 2019 / Çarşamba 18:34:36 | YAZARLAR | Yusuf Mutlu

Son yerel seçimin sonuçlarından sonra iktidar partisinin etrafında dönüp dolaşan tartışmalardan biri de “2002 çizgisi”dir. Partinin kurulduğu ilk yıllarda programında bulunan Sosyal haklar ve özgürlükleri merkeze alan politikalar ve Liberal ekonomi politikalarının etkisini zaten ülkece tecrübe etmiştik.
Ancak gelinen noktada 2002 çizgisinden resmen 2002 kilometre uzaklaştı Ak Parti.Ekonomik sıkıntılar ve Son seçim sonuçları bu 2002 çizgisi tartışmalarını iyice alevlendiriyor. 

Bir sonraki yazımda mütalaa etmeyi düşündüğüm Sn. Ahmet Davutoğlu'nun eleştiri yazısı bu bağlamda değerlendirilebilir.

Siyasi tartışmalardan ziyade işin sosyolojik boyutuna odaklanmak istediğim için bu 2002 meselesinin toplum içindeki tezahürünü kısaca ele almak istiyorum.

Gelinen nokta iktidar partisinin yüzdeyüz olarak; alelade, bile isteye geldiği bir nokta değildir! 

Genelde; Ortadoğu’da yaşanan olaylar, Dünyada özellikle de Avrupa’da beslenen Milliyetçilik dışarıdan etkiledi. Özelde ise Ak Parti'nin; paralel devlet ile kavgası, Gezi olayları , PKK ve DAES unsuru ve elbette 15 Temmuz darbe girişimi, iktidar partisini bir var olma çabasının içine itti! 
Ve tabi manzara ortada!

MHP faktörü de çok önemli! Bölünmeye rağmen Ak Parti seçmeninin desteği ile barajı geçmesi ve yerel secimde kayda değer başarı, Ak Parti seçmeninin MHP ve onun değerlerine meylini gösteriyor.

İşte tabiri caizse zurnanın zart dediği yer burası... Böyle seçmen profiline sahip bir partinin topluma “2002 çizgisini” reçete etmesi realitede isabetsizdir. Çünkü 2002 bir takım uç çevrelerle uzlaşıyı önerecektir ve bu da ister istemez işi o meşhur “Sarı Öküz” muhabbetine getirecektir. Bu durum ancak, iktidar partisinin toplum nezdindeki son kredilerini de bitirmeye yarayacaktır.

Halkın beklentisi en başta Ekonomik reformdur. Sonrasında ise belirli çıkar odaklarının tasfiyesidir. Sona bir üslup reformu beklentisi ekleyebiliriz. Siyasetin iğneleyici hale gelmiş dilinin törpülenmesi ve hem teoride hem pratikte daha kuşatıcı bir “Siyasi dil” inşası elzemdir. Bunun için “Özelleştirme politikaları” ve “Partili Cumhurbaşkanlığı siyaseti” gözden geçirilmeli diye düşünüyorum.


Sosyolog unvanı almamış bir sosyoloji mezunu olarak bu 2002 çizgisi meselesine değinişim ve konunun toplumsal tezahürüne dair naçizane karalamalarım bunlar. Kendi fikrim değil, dar da olsa bir pencereden yapılmış gözlemin sonucudur. Elbette zaman her şeyi gösterecektir.

Selam sevgi ve muhabbetle.

Tüm Yorumları Göster (0)