Abdülvasih Duran

Bir ülkede yaşlılar azalırsa ne olur?

09 Nisan 2020 / Perşembe 15:22:39 | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

Yaşlı kelimesi yerine eskiden “İhtiyar” kelimesi kullanılırdı.Hala  büyüklerimiz bu kelimeyi kullanıyorlar.Bir çok kelime gibi bu kelimede fazla anlamı olmayan sadece “yaşça ileri” anlamına gelen “Yaşlı” kelimesiyle yer değiştirdi.

         İhtiyar kelimesinin bir çok anlamı vardır.Bunların başında ”seçip ayırmak,üstün  tutmak” gibi anlamlar geldiği gibi bizim bu kelimeyi kullanmamızın temelinde “Hayırlı” kökünden gelmiş olmasındandır.Yani Yaşlılarımız bizim “hayırlı insanlar”ımızdırlar.O nedenle İslam dini başta yaşlı anne ve babalar olmak üzere bütün yaşlılara hürmet ve ilgi göstermemizi emretmektedir.

        Yüce Rabbimiz hayatın akışını şu ayetle bize bildirmektedir:” Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir”(Rum,54).

        Rabbimiz bu ayeti kerimede hayatın adeta üç safhası olduğunu bize öğretiyor.

1-Bebeklik/çocukluk dönemi:Kendi ihtiyaçlarını karşılayamayan,kendini korumaya gücü yetmeyen,güçsüz ve zayıf bir dönem”… sizi güçsüz olarak yaratan…”

2-Gençlik Dönemi:En güçlü ve kuvvetli dönem.Gerek akıl yönünden gerekse güç ve kuvvet yönünden insanın en verimli,en üretken ve en sağlıklı dönemi.”… sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren…”

3-Yaşlılık/İhtiyarlık dönemi:Bu dönem tabiri caiz ise güç ve kuvvet yönünden tekrar çocukluk dönemine dönmektir. -“ sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir.”

   Çünkü:

-Çocuklar ilgi ve alakaya muhtaçtırlar.Yaşlılarımız da öyledirler.

-Çocuklar zor işleri yapamazlar. Yaşlılarımız da böyledirler.

-Küçük çocuklar/bebekler yürüyemezler ellerinden tutmak gerekir.İleri derecede yaşlılarımız da öyledirler.

- Küçük çocuklar/bebekler yemeklerini kendileri yiyemezler üstlerine dökerler.Onlara bizim yedirmemiz gerekir. İleri derecede yaşlılarımız da böyledirler.     

       Hadis-i Şeriflerde de yaşlılara hürmet ve saygı ile ilgili bir çok tavsiye geçmektedir.         Resulullah (sav) şöyle buyuruyor:

-”Bir genç bir yaşlıya ikramda bulunursa,Allah o gence,yaşlılığında kendisine ikramda bulunacak birini nasip eder”.

-“Saçı sakalı ağarmış yaşlı müslümana saygı gösterip ikram etmek Allah’a saygıdandır”.

-“Süt emen bebekler beli bükülmüş yaşlılar ve otlayan hayvanlar olmasaydı üzerinize azap sel gibi gelirdi”.

         Hem hastalığa yakalanma anlamında hem de yardım ulaştırma anlamında  özellikle bu sıkıntılı günlerde yaşlılarımıza daha çok sahip çıkmamız gerekir.

         Bu hastalık bildiğiniz gibi yaşlılarımıza daha çok zarar veriyor.Müslüman, her olaydan ders çıkarması gerekir.Eğer biz yaşlılarımıza sahip çıkmaz isek:

-Yaşlıların olmadığı bir toplumda tecrübeli insanlar azalacaktır.

-Tecrübeli ve bilgili insanların azaldığı bir toplumda tecrübesiz insanlar daha çok hata yapacaktır.

-“Büyüklerin sözleri sözlerin büyüğüdür” kaidesi gereğince onların fikirlerine her zaman ihtiyacımız olacaktır.

-Tecrübesi ve bilgisi az olan toplumları düşmanlar  daha çok kandırılacaktır.

-Yaşlılarımızın duasına her zaman ihtiyacımız vardır.

-Yaşlılarımızın iman ve itikadi daha sağlam ve daha kuvvetlidir.Hani ne demişti büyük alim Fahreddini Razi: “Keşke benim imanım Kafkaslardaki bir teyzenin imanı kadar berrak ve kuvvetli olsaydı”.

-Yaşlılarımızın yüzü suyu hürmetine belki de Rabbimiz bize daha da ağır cezalar vermiyor.

     Yukarıda ki son Hadisi Şerifi bir kez daha hatırlayalım:”Süt emen bebekler beli bükülmüş yaşlılar ve otlayan hayvanlar olmasaydı üzerinize azap sel gibi gelirdi”.

Tüm Yorumları Göster (0)