Özer Yılmaz

Bir Tur At

17 Haziran 2020 / Çarşamba 00:58:30 | YAZARLAR | Özer Yılmaz

İçinde ki boşlukların ilacı acaba bir tur atmak mı?

Sosyal yaşam, akademik yaşam, psikolojik yaşam kaderin çizgilerini belirlemekte. Yaşamınızı sürdürdüğünüz ortam, sizin sosyal yaşam alanınızdır, sosyal yaşam alanınız aynı zamanda kaderinizin çizildiği yerdir. Sosyal yaşam alanınızı, akademik yaşam alanıyla belirlerseniz, kadriniz size mucizeler getirebilecek sürprizlere gebedir. Akademik yaşam alanınızı ne kadar zengin beslerseniz, size dönüşü de o kadar muhteşem olur. Sosyal yaşam alanınızı ve akademik yaşam alanınızı psikolojik yaşam alanıyla desteklerseniz, mutluluk sizin ayağınıza gelir. Onu kovmak isteseniz de sizden ayrılmak istemez. Psikolojik yaşam alanı insan benliğinin kendini bulmasına yardımcı olur. Dünya varlıklarının hepsi sizin olsa bile psikolojik yaşam alanınız öz benliğinizi doyurabilecek kapasite de değilse o zaman mutluluk bir kelebek olup avucunuzun içinden uçup gider. Maharet elinizde olan imkânları dimağınızın zenginleşmesi için kullanabilmektir. Zenginlik sevgidir, zenginlik servettir, zenginlik dimağın sürekli kendini yenileyebilmesidir. Zenginliğinizi yenileşme, değişme, gelişme, aktivasyon ile beslemediğiniz zaman yine durağan bir yaşamın içinde kendinizi bulursunuz. Durağanlığa su bile alışamıyor. Durağan su zamanla kurtçuklarla dolarak, yaşamın en temel maddesiyken, ölümcül maddesi haline gelebiliyor. O zaman durmak, durağanlaşmak insan ruhunun yapısına uygun bir duruş olmamakta. Sürekli değişim, yenileşme, gelişme ancak o zaman bütün varlığın yöneteni olabilirsin. Yatmak, hareketsizlik insanın fizyolojik, sosyolojik ve psikolojik yapısına uygun olmayan davranış biçimi. Hareketi yaşamın miğferi yapmak için şu sloganı unutma ‘Harekette bereket var. 

Karpuz da yata yata büyümekte, büyüdükten sonra kaderi sofralarda meze olmaktan öteye gitmiyor. Başkalarına lezzet verirsin ama kendin lezzet alamazsın, başkalarının lezzet kaynağı olursun. Yatmak yok, yaşamak için, benliğini yakalamak için hareket, sürekli hareket. Hareketlilik bedensel bir aktivite olarak algılanırsa bu amacına hizmet etmeyen bir anlayış olur. Hareketliliği insan yaşamının her alanında düşünmek gerek. Zihinsel, sanatsal, bedensel, görsel, duygusal alanların hepsinde hareket olursa insanın yaşamı daha değerli olur.

Her canlının kendine göre dünya üzerinde bir misyonu var. Canlılar bu misyonunu tamamlamak için dünyaya gelir büyür, gelişir, olgunlaşır, görevini yapar, daha sonra kendinden sonra gelecek nesile tecrübelerini aktararak, misyonunu tamlayarak görevini kendinden sonra gelenlere teslim ederek, görevini tamamlar. Bunu bir kısır döngü olarak yorumlayanlar da olabilir ancak bu yaşamın döngüsel tavrı, bu sonuçtan kaçış yok.

İnsanı diğer canlılardan ayıran birçok farklı özelliği var. Bu özelliklerin başında kendisinde olmayan ancak başka canlılarda olan özelliklerinden yararlanarak hayatını kolaylaştırıcı buluşları hayatına sokmasıyla önem kazanmakta. Esas olan şu ‘Kamil odur ki, koya dünyada eser; eseri olmayanın yerinde yeller eser.’ Ne de güzel demiş Mevlana Hazretleri. Kamil kelimesinin anlamı;Ağırbaşlı,erişkin,eksiksiz gibi birçok anlama gelmektedir.Kamil odur ki koya dünya da eser; İyi bir insan odur ki bu dünyaya hizmet edecek eserler bıraksın, eserler bırakmayanın yerinde de yeller eser. Ziya Paşa ise aynı konuda şöyle diyor ‘Eşek semerini, yiğit bırakır eserini. Kamil olan insan üretir, ürettiğini insanlığın hizmetine sunar.

Bizim hâkim kültürümüzde ‘Hiç bilenle, bilmeyen bir olur mu?’ felsefesi dominant olarak yaşamımızın içinde yer alması için nedenler oluşturulmaya çalışılmış. Yine ‘Bugünü, düne eşit olan zarardadır.’ Paradigması da hayatımızın her aşamasına sirayet etsin diye çaba sarf edilmiş. Bu pardigmaları kendini Müslüman sayan topluluklarda görmek âdete mucize gibi bir şey. Gelişmeye ve yenileşmeye kendini kapatmış, durağanlaşmış, kokuşmaya yüz tutmuş. Bu kokuşmuşluktan kurtulmanın en önemli ilacı hiç şüphesiz ki hareket. O zaman yeni nesil yenileşme, değişme aksiyonunun içinde kendine yer edinmelidir. Biliyoruz ki durağanlık kokuşmuşluğu beraberinde getiriyor. İşleyen demirin ışıldadığının beynimize çivi gibi çakılmasının nedenlerinden birisi de bu olsa gerek. Kokuşmuşluktan kurtulmak için durma bir tur at.

 

Tüm Yorumları Göster (0)