Ahmet Taştan

BİR SEMİNERİN ARDINDAN

27 Haziran 2017 / Salı 15:47:07 | YAZARLAR | Ahmet Taştan

“İdeal öğretmen” konulu bir konuşma yapmak istedi adam kürsünün başında. Sunum için lazım olacak alet ve edevatla elleri dolu olduğu halde yirmi dakika önce seminer yapacağı salona girmişti. Basık tavanın oluşturduğu havasızlık bir yana bir de yemekhanenin altında olması sebebiyle oluşmuş ağır havayı çoğu kez hissetmiyordu bu salonda.

Loş ışığın aydınlattığı koridordan sağa sola çarpmadan dikkatlice yürüdü. Elindekileri yere bırakıp salonun ve sahnenin ışıklarını yaktı. Her şeyi ezberlemiş gibi bir çalışıyordu tüm bedeni. Masanın üstündeki bilgisayarı kıyıya koydu, kendi bilgisayarını açtı, projeksiyonu bağladı. Tavsiye edeceği kitapları poşetten çıkarıp masanın üstüne sıraladı. Bir sunumun yapılması söz konusu olunca görselliğe değer verirdi. Dinleyicilerin sayısını azlığı rahatlatmıyordu onu ancak seçkin bir zümre olması heyecanlandırıyordu adamı.

Kayıt yapmak için hazırlıklarda tamamlanmıştı. Fotoğraf makinesini tripotun üzerine yerleştirdi. Ayarını yaptı. Kameranın ekranında sol alt köşede masa, arka planda görüntüler yer alacaktı. Şimdi bordo renkli perdelerin önünde kırmızı masa örtüsünün üzerinde dizdiği kitapların yanı başında ellerini kavuşurmuş konuşmasına başlamak üzereydi.  

Nasıl başlayacağını tasarladı. Gece boyu bir sürü film kontrolü yapmıştı ideal öğretmeni bulmak için. “Özgürlük Yazarları” isimli filmin öğretmeni böyle biri idi. Gerçek hayattan esinlenerek beyaz perdeye aktarılmış filmde öğrencisinin kendi yaptığı performans ödevine verdiği kötü puanı eleştirirken söylediği sözler dikkatini çekmişti. Kardeşinin hapse tıkılmasından sonra ümidini yetirmiş bir siyahi genci kendine getirme çabası içindeydi bayan öğretmen. “Seni görebiliyorum” dedi ve “Her gece evine gelerek de olsa sana bu ödevi en güzel şekilde yapmana yardımcı olacağım” diye ekledi.  Bu film parçası konuyla ilgili güzel bir örnekti. 

Sonra aynı öğretmenin öğretmenliğin yanında gece bir otelin resepsiyonunda çalışması, hafta sonu da başka bir iş yerinde satış elemanı olarak çalışması evinde sorunlar oluşturmuş maalesef kocası boşanma kararı almıştı. Kocası yakıcı soruyu sormuştu “ bir tercih yapmak zorunda kalsan beni mi yoksa öğrencilerini mi seçerdin?” İdeal öğretmen “beni seviyorsan böyle bir soruyu neden bana soruyorsun” diyerek karşılık vermişti.

İdeal öğretmenler ya evinde ya da işinde başarılı oluyorlar sanırım diye bir çıkarımda bulunacaktı masadaki adam.

“İdeal öğretmen” kavramı hep rahatsız etmişti. Kusurlarını biliyordu ki ideal biri değildi. Sorunun cevabını mezun öğrencilerine de sorup yorumlarını alacaktı bir gün önceden. Ancak Çimen Caminin yanında oturdukları masaya okuması ve düşünmesini takdir ettiği bir öğretmen arkadaşına sordu. “yüreğini ortaya kayan ideal öğretmendir, gerisi tırı vırı” demişti arkadaşı.

“İdeal öğretmenin” ölçüsü bu idi artık. Yüreğini mesleğinin merkezine koymuş samimiyetle elinden geleni yapan herkes ideal öğretmendir. Bunun bir şekli yoktu;bir kalıba da giremezdi.Öğrencileri yüreklerinden yakalayan onların hayatlarında derin izler bırakmak için çaba sarf eden her öğretmen ideal tanımına girebilirdi. Bir adım sonra şu yargıyı üretti zihninde: İdeal öğretmen bulmak zor belki ancak her birimizin bir yönü ideal olabilir.

Sonra bir film parçası daha tasarladı. “ekranda sınıfına ders anlatan hocanın sınıfta oturmayışı, çok canlı bir performans ile dersi anlatması, ses tonu, jest mimik uygulaması, tahtayı ve notlarını etkin kullanması ideal öğretmenin bir başka yönüne işaret ediyordu.  Kelime seçime vurgu yapan aşk şiirlerinin hemen yazılmasının doğru olmadığını vurgulaması da dikkat çekiciydi.

Konuşmasını renklendirmek için bunları masaüstünde açtığı dosyada toplamıştı. Karşısında yıllarını eğitime adamış, öğrencileri tarafından sevilen öğretmen topluluğuna hitap edecekti adam. Konuşmasının başlangıcından heyecanından bahsetti geçen sene olduğu gibi. Milletvekillinin, kaymakamın yani protokol önünde selamlama konuşmaları yapmıştı. Ancak tereciye tere satmak her zaman zor gelmiştir.

Önünde kısa kısa notlar vardı.  İdeal öğretmeni tanımlayıp yol açacaktı diğer cümlelere. “Tanımlama çok önemlidir” deyince aklına Kur’andaki Mücadele Suresi geldi. Kendi hakkını arayan bir kadının Peygamberimizden (sav) hakkını savunmasının istemişti.  Hem bir edebiyat öğretmeni olarak hem de iyi bir mantık sahibi olarak bu noktayı fark etmesi normaldi. “Sizin ananlarınız, sizi doğuranlardır.” Aslında tanımlama konusunda akıl tutulması ya da akıl kayması kavramlarına değer verdiğinin altını çizdi kürsüdeki adam. İdeal kelimesinin ardında kendini hissettiren kavram denge kavramıdır her şeyden önce. Her şeyi en iyi şekilde yapması beklenemez kusurlu insanlardan. Öğrenci ile arası iyi olan öğretmen idare ile sorun yaşıyor olabilir.  “Dengeli olmak ideal olmaya daha yatkındır” dedi ve sözü bitirdi.

 

Tüm Yorumları Göster (0)