Abdülvasih Duran

ATATÜRK ÜN RESMİNİ ÇÖPE ATAN MÜDÜR

24 Ağustos 2012 / Cuma | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

ATATÜRK?ÜN RESMİNİ ÇÖPE ATAN MÜDÜR

Muğlanın Fethiye ilçesinde geçen Haziran ayında,
bir lisenin bahçesinde, Atatürk portreleri, Atatürkün Gençliğe Hitabesi ve
İstiklal Marşının yazılı olduğu panoların çöpe 
atıldığı görülmüş.

Yoldan geçenler çöp konteyneri çevresindeki
resimleri toplayıp, panoları çöpten çıkarırken, olaya tepki göstermiş.
Şikayet olmuş. Konunun basına yansıması üzerine
Fethiye Kaymakamlığı olayla ilgili soruşturma başlatmış.

Soruşturma kapsamında görevlendirilen Milli Eğitim
müfettişi, incelemesini tamamlayarak, portrelerin çöpe atılmasında okul
yönetiminin kabahati bulunduğu sonucuna varmış. Sorumluların cezalandırılmasını
istemiş.

Soruşturma sonunda Lise Müdürü Tevfik Engin, müdür
yardımcısı İsa Güçlü ve okul hizmetlisi Mustafa Kılınça kınama ve maaş
kesintisi cezası verilmiş.

Şimdi bu olaydan alınacak dersler var. Bir kere
arşiv denilen bir şey var. Depo denilen bir yer var. Her kurum arşivini iyi
tutmalı. Çöpe atılmayacak şeyler var. Milli ve manevi değerlerimize ait
semboller var. Bunlar çöpe atılmaz. Ayak altına alınmaz.

Eskidi diye Bayrağımızı çöpe atabilir misiniz? Camı
kırıldı diye İstiklal marşı panosunu 
ayak altına fırlatabilir misiniz? Böyle bir ihmal olabilir mi? Böyle bir
sorumsuzluk olmaz.

Diğer haber: Facebookta Başbakana hakaret eden 17
yaşındaki Balıkesir?li B.K. Başbakan?ın şikayetçi olmamasına rağmen, 11 ay 20
gün hapis cezasına çarptırıldı. Ancak karar ertelendi. 3 yıl denetime tabi
tutulacak. Hapse girmeyecek.

Duruşma sonrası üzgün olduğunu söyleyen B.K.,
Buradan Başbakan?a teşekkür etmek istiyorum. Bizzat mahkemeye dilekçe
gönderip, gençlerin milletin geleceği olduğunu vurgulayarak benden şikayetçi
olmadığını bildirdi. Ona hakaret ettiğim için, eleştiri dozunu kaçırdığım için
belki de utanmalıyım.? Demiş.

Konu başbakan ya da politika değil. Konu şu: ?Ben
sanal alemde dilediğime küfrederim, istediğime hakaret ederim, bir şey olmaz?
demeyin. Şikayet halinde adresiniz tespit ediliyor, ettiğiniz küfrün bedelini
hukuk soruyor.

 

 

 

 

OKULLARDA EN ÇOK KAPILAR ZARAR GÖRÜYOR

Yaz tatili bitiyor. Okulların açılmasına bir aydan
az bir süre kaldı.2012-2012 eğitim öğretim yılı için geri sayım başladı.
İdareciler okulda. Kayıtlar başladı. Eylül başında öğretmenler de okullarına
dönüyor. Okullar yeni öğretim dönemine hazırlanıyor.

Öğrencilerin ise okula dönüş tarihi: 17 Eylül. İlk
ve orta dereceli okullar, 17 Eylül 2012 tarihinde kapılarını açacak.

Yaz dönemi; okulların özellikle fiziksel
eksiklerinin giderilmesi için değerlendiriliyor.

Okullarda genel olarak çatı aktarımı, elektrik ve
sıhhi tesisat, kalorifer dönüşümü, kapı? pencere yenilemesi ve ıslak zemin
bakımı ile çevre düzenlemesi yapılıyor.

Okulların tamir bakım gideri ile  Özel İdare Genel Sekreterliği gibi birimler
ilgileniyor. Ancak yapılan ödenek yeterli olmuyor. Okullara hayırsever ve veli
desteği gerekiyor.

Şu an okullarda bir önceki dönemden hasar gören
yerler tamir ediliyor. Bu hasarı veren kim? Maalesef çoğu hasar  öğrencilerden kaynaklanıyor.?

Bırakın bağış ve hayırda bulunmayı?Veliler sadece
çocuklarının verdiği bu zararı karşılasa okullar ihya olur.

MEB?in hasar tespit raporuna göre; okullarda en
fazla sınıf kapıları zarar görüyor.Okullarda en çok para, bozulan,kırılan
kapıların tamir ve bakım masrafına gidiyor.

Okullarda kapılardan sonra  en fazla zarar gören yerler ise Tuvaletler.
Maalesef öğrenciler sınıf kapılarından sonra en büyük zararı  lavabo ve musluklara veriyor.

Duvarlara ayakkabıları ile resim çizen, sırasına
aşkını kazıyan, başarısızlığının hıncını lavabolardan alan öğrenciler okuluna
büyük zararlar veriyor.

Bu çocuklar evlerindeki kapıları da böyle vurup,
tekmeleyip kırıyorlar mı acaba? Evlerindeki tuvaletleri de berbat edip,batırıp
bırakıyorlar mı?

Demek ki okul eğitim ve terbiye için tek başına
yeterli değil. Okul öncesinde ve sonrasında 
aile terbiyesi şart. Hele hele kamu malına zarar vermemeyi, bunun büyük
bir kul hakkı olduğunu mutlaka çocuklarımıza öğretmemiz gerekiyor.

 

 

 

ÖĞRETMENİM, ŞİKAYETİM VAR

Milli Eğitim Bakanlığı?nın, MEBİM ismini taşıyan
bir  İletişim Merkezi var.  Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer?in
açıklamasına göre bu merkeze 2 ayda  12
bin 577 ihbar ve şikayet gelmiş.

Veli şikayetçi. Öğrenci şikayetçi. Öğretmen
şikayetçi. Ama idareciler ve bazı öğretmenler haricinde çözüm üreten çok az.
Herkes sorunun bir parçası olmuş. Çözüm ve önerisi olan arada kaynıyor.

En fazla gelen ihbar ve şikayet konuları da
şunlarmış: ?Memnuniyetsizlik, aidat, usulsüz davranışlar, okul binalarının
yetersiz olması ve okul zil seslerinden memnuniyetsizlik.?

Açıklamaya göre gelen başvuruların yüzde 84,69?u
bilgi edinme amaçlı. Yüzde 7,33?ü talep içeriyor.Yüzde 6,55?i ihbar ve şikayet
içeriyor.

Görüş ve öneri bildirenlerin oranı ise  yüzde 1,43? Bu oran önemli. Maalesef millet
olarak şikayet etmeyi biliyoruz ama çözüm ve öneriye gelince sınıfta kalıyoruz.

Bu arada Öğretmenlerden şikâyetin yok denecek kadar
az olması sevindirici bir durum tabi. Öğretmen ve okul yöneticileri az da olsa
şikayet konusu olmuş. Ancak isimsiz şikayetler. Delil, dilekçe, belge yok. Daha
çok iftira ve karalama amaçlı ihbarlar olmuş.

Elbette herkesimle ilgili şikayet ve eksiklikler
olacaktır. Ancak şikayetle birlikte katkıda bulunmasını da bilmeliyiz.

Velhasıl Bakanlığın Alo 147 hattı eğitimle ilgili
görüş ve önerilerinize açık.

 

 

VERGİ KAÇIRMAK KUL HAKKI MI?

Aslında niyetim başlıktaki soruya cevap vermek
değil. Dikkatinizi çekmek istediğim başka bir şey var.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek?in açıklamasına göre , bütçe
6.3 milyar lira açık vermiş. 2011?in ilk yarısında 3.1 milyar lira fazla veren
bütçe, 2012?nin ilk yarısında ise 6.3 milyar lira açık vererek dikkat çekti.

Bakan diyor ki: 
?Performansta ciddi bozulma var. Asgari ücretten gösterilen maaşları
mercek altına alacağız.?

Bütçe gelirleri yüzde 7.1 azalmış durumda. Giderler
yüzde 31 artmış. Bunu İnegöl sanayisinde de çok açık görmek mümkün. Nakit akışı
durdu. Ödemeler yapılmıyor. Ekonomi yavaşladı. Tüketim kararsız bir yapıda.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek?in açıkladığı , 2012
ilk bütçe raporu beraberinde acil mali tedbirler getirecek gözüküyor.Bu tedbirlerin
başında ise asgari ücretlerin mercek altına alınması geliyor.

Memur mevcut maaşından memnun değil ama son
zamlarla daha da artan personel giderleri 
bütçede önemli bir açık oluşturuyor. Sosyal güvenlik açığı ise bütçenin
diğer kanayan yarası.

Özel sektörde çalışanların yarısı asgari ücretli
gösteriliyor. Bu tablo kimsenin işine yarayacak bir tablo değil.

Bu tür kaçakların sonucunda vergi gelirlerinde
belirgin bir düşüş var. Faiz ve vergi kaçaklığı belası ekonominin yakasını
bırakmıyor.

TCDD?nin demiryolu ve hızlı tren yatırımları da
bütçeye ilave yük getirmiş. Bu uzun vadede kara dönüşecek bir yük. Bu tür
yatırımların bütçeye zararı değil getirisi olur.

Bakan Şimşek özel sektörü de, Kamuyu da  sert bir şekilde uyarmış. ?Bütçeye zarar
veren yaklaşımlara kesinlikle  müsamaha
etmeyeceğiz.? Diyor. Bakan, bu uyarıya Futbolcuların ödediği vergileri de dahil
etmiş.

Şehitlerimiz söz konusu olduğunda ?Vatan sağ olsun?
vergi vb vatandaşlık görevlerinin ihmaline gelince kim sağ oluyor acaba?

 

 

Tüm Yorumları Göster (0)