Abdülvasih Duran

Aşurenin verdiği mesaj

19 Eylül 2019 / Perşembe 12:04:15 | YAZARLAR | Abdülvasih Duran

İnsanlarımızı birbirine bağlayan ,birlik ve beraberliği sağlayan en önemli unsurlardan birisi de dini ve milli geleneklerimizdir.Ülkemizde ve İnegöl’ümüz de  bunlara verilen önemi gördükçe mutlu oluyoruz. ‘ Kutlu Doğum Haftası’,’Camiler Haftası’ ve son zamanlarda daha da aktif hale gelen ’Aşure’ v.b. birkaç örnek verebiliriz. İşte bunların  en önemlilerinden birisi de AŞURE dir.Hafta boyunca cadde kenarlarında, açık alanlarda aşure dağıtan hayırseverler,sivil toplum kuruluşları bizlere maddi ve manevi haz yaşattılar (Allah herkesten razı olsun).Tabii ki amaç bir kase içinde tadımlık miktarda aşure yemek değildir.Önemli olan oradaki manzaranın güzelliğidir.Hani şairin ,“Gönül ne çay ister ne çayhane,gönül bir dost ister kahve bahane” dediği gibi amaç bir şeyler yemek değil ondaki anlamı hissedebilmektir.

           Doğrusunu isterseniz aşurenin bizlere verdiği çok önemli bir mesaj vardır. O mesaj, farklılıkların aynı yerde bir araya gelebileceği mesajıdır.Aşurenin yemeğinden bahsediyorum.Çeşit çeşit yiyecekler (kuru fasulye,nohut,kayısı,buğday,kuru üzüm,baharatlar v.s. ) aynı kazan içinde birlikte piştiklerinde her biri lezzetin bir parçası olmaktadır.Oysa o yiyecekleri kuru kuru masanın üstüne döksen hiç birinin diğeriyle yakından uzaktan ortak bir yönü yoktur.Toplumu oluşturan insanlarda böyledir.Bu insanları ortak bir paydada buluşturabilirsek o toplumun mutluluğuna doyum olmaz.Ama o insanları ortak paydadan ayırırsanız aşurenin maddeleri gibi birbirinden ayrı ve alakasız dururlar.

         İnsanları birbirine bağlayan en güçlü bağ ‘TAKVA’  bağıdır.Yani kim Allah’tan daha çok sakınırsa en üstün olan odur (Hucurat-13).Öyleyse toplumu birbirine bağlayan en üst değer ‘Takva’dır.Bu bağ birleştiricidir.Eğer bu bağı bir tarafa bırakırsanız bu kez de alt değer devreye girer ki bu bağ ayrıştırıcıdır.Çünkü üstünlük ölçüleri alabildiğine çoğalmıştır.Zengin-fakir,şehirli-köylü,makam sahibi-makam sahibi olmayan, Ahmet’in oğlu-Mehmet’in oğlu,zenci olan-beyaz olan v.b. binlerce ölçüler olacak ki bunların üstesinden gelmenin imkanı yoktur ve herkes kendini diğerinden üstün sayacaktır.

          Hatırlarmısınız bilmiyorum.Bir zamanlar insanların arasında şöyle konuşmalar geçerdi:

-Hoş geldin kardeşim . Nereden geliyorsunuz?

-Hoş bulduk,Şanlıurfa’dan geliyorum.

-Urfa’nın neleri meşhurdur?

-Urfa’nın Hz.İbrahim (as) ve kebabı meşhurdur.

-Kardeşim siz?

-Ben de Kahramanmaraş’tan geliyorum.Maraş’ın Sütçü İmamı ve dondurması meşhurdur.

……………..

-Bende Erzurum’dan geliyorum.Erzurum’un İbrahim hakkı hazretleri ,cağ kebabı,yağı,balı meşhurdur.

…………….

-Bende Konya’dan geliyorum.Konya’nın Mevlana’sı,Şems hazretleri ve etli ekmeği meşhurdur.

         

          Sohbetler yapılırdı.Hz.İbrahim (as) hazretlerinden bahsedilirken kebap daha bir lezzet içinde yenirdi.Mevlana’nın sohbeti yapılırken yenilen etli ekmekler daha bir anlam kazanırdı.

      Gel zaman  git zaman devir değişti. Hz.İbrahim’in (as) mücadelesi anlatılmaz oldu ,Mevlana az hatırlanır oldu,Sütçü İmam hatırlanmaz oldu,İbrahim Hakkı hazretlerinden bahsedilmez hale gelindi.Üst değerler unutulunca alt değerler konuşulmaya başlandı.Kebap,dondurma,peynir,bal v.b.

   Unutmayın:Aynı leblebiyi,aynı dondurmayı ,aynı yağı,peyniri yemek bizleri bir araya getirmeye yeterli değildir. 

 

                                                                                                                     Abdulvasih DURAN

 

 

 

Tüm Yorumları Göster (0)