Ayhan Bayraktar
bayraktarayhan@hotmail.com

ANNESİNİN ÖLMESİNİ İSTER Mİ İNSAN?

26 Nisan 2017 / Çarşamba 18:35:43 | YAZARLAR | Ayhan Bayraktar

Dün İnegöl’de, iki önemli ismin, acı haberi yayıldı.

Önce, İlçe Milli Eğitim Müdürü Fatih Bilican’ın eşinin vefat haberini aldık.
Merhume Gülender Bilican, bir süredir hastanede tedavi görüyormuş. Dün Rabbine kavuştu. Allah rahmet eylesin.

Başkan Aktaş, sosyal medya hesabında bu acı haberi paylaşıp, Sayın Bilican’a taziyede bulunmuştu. Kısa bir süre sonra Başkan’ın da annesinin vefat haberi geldi.

Uzun süredir hastanede tedavi gören Başkan Aktaş'ın annesi Meryem Aktaş, 86 yaşında Rabbine kavuştu. Allah rahmet eylesin.

Her iki merhumeye Allah'tan rahmet diliyorum. Başkan Aktaş, Milli Eğitim Müdürü Bilican ve kederli ailelerine de başsağlığı diliyorum.

HER İNSANIN İMTİHANI VAR

Hayat böyledir işte. Siz insanları koştururken görürsünüz. Halbuki her insanda nice imtihanlar vardır. Kiminin hastalığı, kiminin hastası, kiminin derman bekleyen derdi vardır. Siz suretini görürsünüz ama halini bilemezseniz çoğu kere. Derken imtihanın zirvesi; ölüm gelir başa, acı haber tez yayılır, öğreniverirsiniz o zaman gerçeği.

Bir gün önce İnegöl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün düzenlediği; İmam Hatip ortaokullar arası Yıldızlar yarışıyor yarışmasında sunucu idim. Yarışmanın açılış konuşmasını yapmak üzere İlçe Milli Eğitim Müdürü Fatih Bilican’ı sahneye davet ettim. 

Mahzundu. Dikkatimi çekti. Ama karşısında İmam Hatip Neslini görünce yüzü gülmüştü biraz. Konuşmasından sonra K.Kerim okuyan öğrencileri de dinlemişti. Ama sonra ayrılmak zorunda kalmış ve ödül törenine katılamamıştı. Şube Müdürü Ali Doğru vekalet etmişti kendisine. Meğersem sayın müdürümüzün büyük imtihanı varmış. Acı haber gelince öğrendik.

Başkan Aktaş da öyle… Biz O’nu İnegöl için koştururken görüyoruz hep. Başkan sıfatı ile anıyoruz. Sonuçta O da bir insan ve insan olarak imtihan veriyor O da. Annesinin uzun süreden beri tedavi gördüğünü biliyorduk. Biz O’nu başkan olarak koştururken görüyorduk. Ancak  aslında O, babasını küçük yaşlarda kaybedince, annesini emanet almış ve yıllar sonra şimdi biricik annesinin hastalığına derman bulabilmek için çırpınıyordu.

 Başkanı Sosyal medya paylaşımlarından da takip ediyoruz. Dün yine güne her zamanki yoğun tempo ile başlamıştı. Makamında gelen misafirleri ağırlamış, hatta ünlü reklamcı Ali Taran’a İnegöl turunda eşlik etmişti. Yoğun programına rağmen Fatih Bilican’a taziyeyi de ihmal etmemişti. Ancak takdir-i İlahi o sıralarda Başkan Aktaş’a da anne acısını hazırlamıştı. Kader programı böyledir işte. Bütün plan ve programların üstünde, kader denilen ilahi gerçek gelir bulur insanı.

KAYBETTİKLERİMİZE DAİR UNUTAMADIKLARIMIZ
Bu duyguyu çok iyi biliyorum. 3 sene önce, uzun süre hastalık çekmiş olan annemi kaybettiğimde yaşamıştım bu duyguyu. Hala tazedir acısı kalbimde. Ve annemi kaybettiğim gün, köşemde duygularımı şu yazıyla paylaşmıştım:


Okul öncesi çağlarda, çocukken, “çok anacı” denilen çocuklardan biri idim. 
Hatırlıyorum, bazı geceleri, “Annem ölürse, ben ne yaparım?” diye ağlardım. Elbette, annesini benden daha çok seven çocuklar vardır. Annesini küçük yaşta kaybedip de, anne hasreti çeken çocuklardan da hayâ ederim.

Ancak ben, annemin vefatı sebebi ile cenazemize iştirak eden, bize ulaşıp taziyede bulunan dostlarımıza borçlu olduğum teşekküre vesile olması niyetiyle bunlardan bahsediyorum. İnsan Çocuk yaşlarda, annesiz yapamaz. Annesiz kalırsa büyük boşluk yaşar. Ölüm ve ayrılıkta tarifsiz hasret çeker.

Sonra yıllar geçer. Büyür, Çoluk çocuğa karışır insan. Anne’ye olan sevgi ve saygı makamını korusa da dünya meşgalesi girer araya. Ve gün gelir, insan anne babasını kaybeder. Yokluğunda daha çok anlar insan sevdiklerinin kıymetini.

ÖLÜM BİR DÜĞÜN GÜNÜDÜR ASLINDA

Hastaneye annemi götürdüğüm bir gün, acile bir ambülâns giriş yapmıştı. Kalp krizi geçiren bir amca getirilmişti. 

Yoğun bakıma doğru koşuşturma yaşanırken, hastayı gören iki liseli kızın konuşmasına kulak misafiri olmuştum. ”Aga, Hiç sevmem kendisini ama sanki bu getirilen hasta, babama benziyordu. Aman boşver, ölse de kurtulsam.”Böyle demişti, hastaneye rapor almaya geldiği anlaşılan öğrenci.

Babasıyla ne derdi var bilemem. Sordum kendime; “İnsan Anne babasının ölmesine sevinir mi?” Mümkün değil.

İnsan, anne babasının ölmesini ister mi? Hayır. Ancak babamın deyimi ile annemin cenazesi bir düğün gibiydi. Dostlarımız taziye için cenaze evine akın ederken, babam demişti ki; “Bu da bir düğün aslında.”

Mevlana Hazretlerinin ölüme “düğün gecesi, vuslat” demesi gibi… İnsan annesinin ölmesini ister mi? Yıllardır çektiği hastalıklar ve acılar sonucunda, “Artık acı çekmeyecek, Allah’ın rahmetine ulaştı” umuduyla ve duasıyla ölüme de sevinebiliyor insan.

HASTALIKLAR GÜNAHLARA KEFFARETTİR

Çektiği hastalıklar günahlarına kefaret olur inşallah. Vefat ederken; Kızı Fatıma’ya; “Üzülme kızım, baban artık hiç üzülmeyecek ve acı çekmeyecek” diyen ve “Er-Refiku’l-ala; en yüce dosta gidiyorum” diyen Peygamber Efendimiz’den aldığı ibret tablosu ile annesini Allah’a emanet etmenin sevincini yaşabilir bir mümin.

Çünkü mümin için ölüm, bir vuslattır, bir düğündür, Allah’a kavuşmaktır.
Hamdolsun Ailem, ben, babam ve kardeşlerim, böyle karşıladık annemin ölümünü.

Gazetemizde; her gün yayınlanan “Vefat ve Başsağlığı”  sayfası var. Her gün İnegöl’de vefat edenleri yayınlıyoruz bu sayfada. Vefat edenlerin isimlerini her yazışımda şunu düşünürüm: “Bu listeye bir gün benim ismim de yazılacak.”

Hatta bu hafta dedim ki; “ Kendi ismimi yazayım, İnegöl’de dün ölenlerin listesine. Yaşarken görmüş olayım kendi ölüm ilanımı. İbret alayım. “Ölmeden önce ölünüz” misali.

Sonra yanlış bilginin okuyucu üzerinde yol açacağı tesiri dikkate alarak dedim ki; “ibret alacağım diye, yalan olmaz.” Vazgeçtim bu düşüncemden. Ancak bir gün sonra annemin ismi listeye yazıldı. Bizim ismimiz ne zaman yazılacak, Allah bilir.

ÖLÜMDEN BAŞKASI YALAN 
Velhasıl ölümden başkası yalan. Çok kişiye ölümden bahsettim. Vaazını verdim. Biliyorum çok eksik anlattım. Çünkü yaşamadığım bir şeyi anlatıyorum. Bu yüzden tesiri olmuyor anlattıklarımın. Çünkü henüz ölmedim. Ölümü nasihat olan kullardan oluruz inşallah.

Öğrencilerime, cenaze namazı kılmayı da öğrettim yıllardır. Ancak ilk defa cenaze namazı kıldırmak nasip oldu, annemin cenazesinde. Biliyorum, cenazesini kıldırdığım için çok mutlu olmuştur annem.

“ Bir anne babanın geride bırakacağı en kıymetli miras; hayırlı evlattır” buyuruyor Efendimiz. Güzel ahlaktan daha değerli bir miras yok gerçekte evlat için.

Bana sorsanız, hayırlı bir evlat olma konusunda eksiklerim çok. İnşallah, tevbe eder, Salih ameller işleriz de, anne babalarımızın geride bıraktıkları hayırlı eserler oluruz. İnşallah yaptıklarımızla, rahmetli olan anne babalarımızın sevap defterleri açık kalır.

Annemi, Mahmudiye mezarlığına defnederken, ailemiz, dostlarımız, dünya malı ve amelleri eşlik etti. Biz ve dünyaya ait olan ne varsa geri döndük. Amelleri ile baş başa bıraktık annemizi. Allah rahmetiyle muamele etsin.

Özel duygularımı paylaştım, affola. Bir teşekkür yazısı olarak kurdum bu cümleleri aslında, cenaze ve cemiyet sonrası gazetelerde yayınlanan bir teşekkür ilanı misali.

Demek istedim ki; Annemin vefatı sebebiyle; “Başınız sağ olsun,”  diyen tüm dostlar, “sizler sağolun.” Allah hepinizden razı olsun.

Tüm Yorumları Göster (0)