İSLAMİ ROMANLAR

Abone Ol

Beyaz ince çizgilerle çerçeveli yeşil zemin üzerine çaprazlama yazılmış “İslami Romanlar 1” ifadesinin yanı başında daha önce eserlerini okuduğum usta yazar Necip el-Keylânî. Afrika’nın coğrafi konumuna göre verildiğini kabul edilecek romanın ismi; KUZEY KAHRAMANLARI. Terceme eden (böyle yazıldığı için) Ali NAR idi ve Hikmet Yayınları tarafından basılmıştı.

Yazıları ön kapakta yer alan bir Romanı okumamın sebebi İslami roman dan ziyade yazarının etkileyici konular seçmesi ve nefis bir üslubu idi. Türkistan Geceleri isimli eserinde Çin zulmünü anlatırken ahlaksız görülen bir Türkmen kızının milleti için yaptığı büyük fedakarlığını hayal metal hatırlıyorum.

Bu kitabın konusu Nijerya'da sosyal, siyasal, dini, İslami duyarlılıklar alanında Osman ve Saide’nin aşkı etrafında şekillenen mücadele dolu hayat hikayesidir. Osman anlatıyor her olayı bize.

Yazarın daha önce unutamadığım romanları vardı demiştim. Hz. Ömer’in günümüzdeki olaylara şahit olduğu hatta müdahale ettiği ve o günler için kurgusunu beğendiğim Ömer Kudüs’te isimli romanı da anmalıyım. Kuzey Kahramanları yani o bölgede İslam’ın yayılması için mücadele eden yiğitlere Şeyh Abdullah’ın verdiği bir sıfattır. İşte bunlardan biri de annesi ve babasını genç yaşlarda kaybeden ve tüccarlık yapan Osman ve esprili neşeli arkadaşı Abdürrahim’dir.

Niyerya’nın başkentine gidip koyunlarını satarken fiyat kıran ve ucuz fiyata alan Yahudi tüccar ile karşılaşması ve dönerken farklı kabilelerin bulunduğu bölgelerde putperest ve Hıristiyanlara İslami daveti yapmaya çalışmaları eserin en temel kurgu noktasıdır. Kabile reisiyle birlikte oturmaları ona gerçek bir İslâm davetçisi ahlakıyla muhatap olmaları şahsen beni etkiledi.

Samimi ve gayretli mücadelesiyle Osman ve Abdürrahim’i Yasin süresinin ikinci sayfasındaki bir köye giden iki elçiyi hatırlattı. Sayfalar boyu anlatırken şeyh Abdullah’ın toplum üzerindeki etkisi ve dağınık kabileleri siyaseten bir araya getirmeye çalışan ve ailesi ile birlikte şehadete ulaşan lider Ahmedo Billo önemli isimlerdir.

Osman'ın ticaret yapmak için gittiği yerlerde, İslam'a davet ettiği kabileler arasında, Hristiyanlığın yayıldığını görmesi; bir asker olma ihtimali olan fakat rahip kılıklı Peder Tom Hıristiyanlık faaliyetleri yapıyor, civardaki ormanlarda yaşayan kabilelerin birtakım sağlık ihtiyaçlarını gideriyor. Böylece kabile insanlarını Hristiyan yapmaya çalışırken onları Müslümanlığa çağıran iki tane İslâm davetçisinin başına gelenler.

Siyasal iktidar, kahramanımız Abdullah’ı ve Abdürrahim’i ile ahlakı pek düzgün olmayan, ispiyonculuk yapan Nur isimli biriyle birlikte hapse atıyor ve anlatıyor.

Bu arada kitabın başında Osman’ı, Nur günahlara teşvik ediyor akılını çelercesine. Günahlara dayanabildiğin kadar imanının güçlü olduğunu söylüyor ve onu bir şekilde Nijerya’nın siyah incisi olarak kabul edilen şarkıcı Cameka'yı görüyor ve günah olmasını bildiği halde ondan etkileniyor.

“Ne var ki Cameka’yı görüşüm, gönlümde tuhaf bir izlenim oluşturmuştu. O sürmelenmiş gözler beni uykuda bile bırakmıyordu. Onu beyaz bir gömleğe bürülü görüyordum. Çarpıcı o esmer yüzü harem-i şerif ufuklarındaki güvercin pervazlarını andırıyor, Kabe çevresinde tavaf eden Müslüman hanımları andırıyor...

Hani ben de hayatımda Beytullah'a ilk kez ziyaret etmiştim ya.. Cameka’nın hayali beni hayattan bile kopartacaktı neredeyse. Çok çekilmeme rağmen onun hayaliyle avunur olmuştum. Gerçekten ürkek ve endişeli olmuştum. Nedir diye koştum büyük şeyhim Abdullah’a ve dedim ki...”

AHMET TAŞTAN