HAYALİ MEKTUPTAN HİKAYESİ- 3

Abone Ol

Sınavlar bitmiş, kitaplar geri dönüşüme gönderilmiş ancak devamsızlık hakkı kalmamış öğrencilerin yoklama listesinde "gelenler" başlığı ile not edildiği günlerde, zor bir ders daha işleyecekti. Zira bir gece önce vahyin ruhları diriltici cümleleri takılmıştı aklına edebiyatçının.

"Savaş hoşunuza gitmese de size farz kılındı. Sizin hayır bildiğinizde şer; şer bildiğinizde hayır vardır. Allah her şeyi bilir."

Ayet-i kelimesi, analiz yapan ve düşünce üreten öğrenciler yetiştirmeyi amaçlayan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli sistemine uygun bir muhabbet ortamı oluşturmuştu.

“Toplanın öğretmen masasının etrafına” diye verdiği talimatla bir araya gelen sekiz öğrenciyi soru yağmuruna tutmuştu o gün...

“Sizin hayır bildiğinizde” nasıl bir ifadedir?” “Hayırdan ne anlıyorsunuz?” “Öyle bildiğinin başka anlam ihtimalleri de var mıdır?”

O zaman her olayın, her durumun farklı boyutları vardır. Görünenin dışında, tam zıt manada, görünmeyen bir anlam dahi gizli olabilir. Zahire göre hüküm vermek esastır ama hakikatini öğrenince duygular da değişir tutumlar da. "Şer olanın işareti, belirtisi nedir? Sadece kötülük anlamına mı gelir?”

Hani “sen yeter ki iste” ifadesiyle egosu şişirilmiş özgür gencin “tanrısal düzeye” çıkarıldığı bir algı ortamında ani bir frenle farkındalık oluşturan bir cümledir bu. “Çok istiyorum. Çok lazım. Muhakkak olmalı” ve benzeri gerekçelerin uçuştuğu bir dönemde körleşen zihinlere bir anahtar deliği ferahlığı sunabilir bu vahyin kelimeleri.

"Yarattığını bilmez mi Rahman." Salt iyilik ve salt kötülük yoktur belki de. İkisi de birbirinin içinde yoğunlaştırılmış olabilir. "Fazlası zarar" cümlesi daha iyi anlatır bu manayı.

Hayrın mahiyeti, istemenin şiddeti ya da sürecin akışı içinde olduğunu bilen akıl, "her bilenin üstünde bir bilen vardır" kuralı gereği işini ve kendini yaratana teslim etme düşüncesini kavratmaya çalışıyor.

Mekke’yi fethederken “Her şeyi Sen yaptın Ya Rabbi!” diyen teslimiyet anlayışı. Çaba, gayret ve tevekkül... Kibri de engeller bu anlayış. Allah, göstermez ise göremeyen, duyurmaz ise duyamayan aciz insana bir hudut çizmiştir...

Şer bildiğinde de hayır vardır. “ Ben bitti demedikçe bitmez anlamında ümidi kestirmeyen, dönemleri/devirleri/zamanları insan ve toplum üzerinden devamlı değiştiren Allah'tır.

Olumsuz duygular ve aceleci insan, dar görüşlü bencil varlıktır. Şerri de yaratan ve müsaade eden Allah'tır. Şerden değil, ona vesile olan eksikliğinden kurtulur. Olmazları olduran, geceleri gündüze çeviren, kuruyu yaş haline getiren, ölüden diriyi çıkaran Rabbin seni görüyor.

Gayret ettikten sonra teslim olur ve yönelirsen O sana yakındır. Başındaki belayı ancak O defeder. Tarihte büyük sıçrayışları dibe vurduktan sonra ayağa kalkanlar yapmıştır zaten. Tarihin tozlu sayfaları bunun örnekleri ile dolu iken bırakmaya ya da vazgeçmeye hatta ümitsiz olmaya ne gerek var.

“Sınırsız isteklerimiz var!” tuzak cümlesinden zihni kurtarmak lazım. “Paran kadar konuş” sözü bile bize bir sınır koyarken lüzumsuz ve kışkırtıcı anlamda kullanılan “sınırsız” kelimesinin sahte büyüsüne kapılmamak lazım.

İnsan bir şeye ihtiyaç duyduğunda önce niyet eder, sonra bilgi edinir, sonra gayret edince “her işi asan eder Allah ona” kuralınca yorumlamak lazımdır bu yolculuğu. Bir şeyi hayırlı veya şerli olduğunu süreç içinde belli olur.

Hızır Aleyhisselam'ın nehrin üzerinde akıp giderken geminin bazı yerlerini parçalaması şer yani kötülüktür. Masum gençler ona bir zarar vermemişken niçin onların gemisine bu zararı verir ki... Cevabı ise ileride sağlam gemilere el koyan zalim bir kralın varlığıdır.

Masum bir çocuğu öldürmek şerdir ama gelecekte anne babasına âsi olacaksa... “Evet, iyi olmuş” denebilir. “Allah ona daha iyisini verecektir müjdesi ile noktalanan hikayede olduğu gibi örnekler çoğaltılabilir..

Kul hak etmişse her şey sonunda/sonucuyla belli olur. Bu işler niyetle başlar, niyetle devam eder, niyetle sonuçlanır. Bunca değerli düşünceler, boş bir dersi de değerlendirmiş ve unutulmaz bir vakte dönüştürmüş olamaz mı?

İşte “değerli hocam” ifadesi ile başlayan yazma süreci böyle oluşmuş eserlerle dolu kır saçlı edebiyat öğretmeninin yazın hayatında.

AHMET TAŞTAN