Ateşe meydan okuyan adamlar

26 Eylül 2013 / Perşembe | ROPÖRTAJ |

25 Eylül – 1 Ekim tarihleri arasında kutlanan İtfaiyecilik Haftası’nda İnegöl’ün iki eski İtfaiye Müdürü Sebahattin Akçasu ve Münir Kandemir ile görüştük. Ateşe meydan okuyan iki isim yaşadıklarını Gençgazete ile paylaştı.

25 Eylül ile 1 ekim tarihleri arasında İtfaiyeciliğin öneminin aktarılması adına kutlanan İtfaiyecilik Haftası dolayısıyla iki eski İtfaiye Müdürü Sebahattin Akçasu ve Münir Kandemir ile röportaj yaptık. Kandemir’in fotoğraflarıyla da süslediğimiz sayfamızda İtfaiyecilerin yaşadığı kimi komik, kimi hüzünlü anıları okuyacaksınız.

 

“1927 MODEL DODGE ARACIMIZ VARDI”

Sebahattin Akçasu 75’e merdiven dayamış, İnegöllülerin daha çok Ahbab Çavuş olarak tanıdığı eski İtfaiye ve Zabıta Müdürü. 1973-1995 yılları arasında İnegöl Belediyesi’nde hizmet vermiş olan Akçasu, 9 yıl İtfaiye’de çalışmış. Akçasu ile Münir Kandemir ile birlikte görüşme imkanımız oldu. Ahmet Akyollu’dan başlayarak 6 Belediye Başkanı ile çalışmış olan Ahbab Çavuş, Hikmet Şahin döneminde emekli olmuş. Anlatmaya başlıyor Ahbab Çavuş, İtfaiyecilik dönemindeki hikâyelerini: “1927 doğumlu Dodge vardı İtfaiye’ye girdiğimde. Sonra Dennis geldi. 1954 modeldi. Reo geldi. 3 araba ve 20 kişi İtfaiye teşkilatında. 2 vardiya çalışıyorduk. 1973’ten bahsediyorum. O zaman her taraf ahşaptı. Beton bina yoktu ki. Yangın o zamanlar daha çok olurdu”

 

YANGINDAN HİÇ KAÇMADIM

“İtfaiyede çok önemli bir görev de Şoförlerdedir. Şoförün bir gözü devamlı yukarıda, lans de çalışan arkadaşlarında olacak. Yukarıda çalışan da tedbirli olacak. Şoför suyu (Pompa basıncı) gazı az mı verecek, çok mu verecek onu görerek ayarlayacak. Çavuş, Onbaşı da o işlerle ilgilenmesi lazım. Şoför bana kızan biriyse gazı yükseltir beni aşağıya atabilir. İtfaiyeci de bir yere çıkarken ben buradan nasıl inerim diye de hesap yapacak. Kiremit üstünde çalışmayacak kıracak kendine yer açacak. Benim başıma geldi, bacaya kendimi atmasam aşağıya gittiydim. Bacanın etrafından hortumla bir tur dönüver. Bir daha korkma, hortumu da elinden bırakma. Seni kurtaracak olan hortumdur. Gerekirse o hortumla sıyrılıp aşağıya inersin. Dolayacaksın bacaya iki, üç kattan, böyle inersin. Beş altı katlı binalarda olmaz. Eğitim yapacaksın. Ben Onbaşı, Cavuş ve Başçavuş olarak çalıştım itfaiyede hiçbir zaman yangından kaçmadım. Hep içindeydim”

 

ÇOCUK YANIYOR DEDİM

“İtfaiyede en maceralı işim Orhaniye Mahallesi Demircioğlu sokakta, oraya yangına gittik. Allah rahmet eylesin İbrahim Karpuz vardı yanımda. Su veriyoruz. Birden tavan çökme yaptı. Alt kattayız evde salıncak, çocuk salıncağı birden başladı sallanmaya. Yanımdaki İbrahim’e burada çocuk var, çocuk yanıyor. Bu çocuğu kurtaracağız. Nasıl girdik nasıl çıktık. Baktık salıncak boş, rahatladık. Evin sallanmasından sallanmış salıncak. İlk heyecanım böyle oldu. Bir de şuan Loçkalar var Şebboy caddesinde onların evine yangına gittik. Gençlik var cesaret var hemen daldık içeriye. Vicdan var. Yine İbrahim Karpuz la girdik.(Gerçek adı Bayram Karpuz) Biz birbirimizi bırakmazdık, güvenirdik birbirimize. O bana gülmeye başladı, ne oldu dedim sen sarardın dedi bana. Ben de sen de sarardın dedim. Biz meğerse kükürt yangını söndürüyormuşuz. Kükürt doluymuş evin içi. Biz bilmiyorduk bunu sonradan öğrendik. Biz zehirleniyormuşuz içerde. Bunu da unutmam”

 

ABİM YANGINDA ÖLDÜ

“Sen yangına gittiğin zaman ne olduğunu bilmiyorsun. Benim abim Allah rahmet eylesin yangından öldü. Tüp patladı. Onun için Allah’a sığınacaksın gireceksin içeriye. Allah koruyor. Ben sanayide Rahmetli Mustafa Kender’in bıçkısında, bıçkının üzerine çıktım, Nuri’nin dükkan yanıyor. Vatandaş bağırıyor, tiner var, bırakın, kaçın diyor. Bırakamazdık. Altta tiner doluymuş. Tinerler tahta ranzanın altındaymış. Tek katlı bina çöküyor ama, ateş oraya ulaşmamış daha. İki araba birden suyu hiç kesmeden veriyoruz. Allah’a şükür söndürdük. Sanayi de bu gibi tehler çok, hala da var. Eski den ahşap bina çoktu ve çökme riski itfaiyeciler için çoktu. Şimdi beton binalarda o risk yok. Yangına gittiğin zaman yangını küçümsemeyeceksin, küçük yangın, büyük yangın demeyeceksin. Başımız geldi, yangını küçümsedik, dört tane dükkan birden yandı. Yangını kaçırdık, çatıya kaçırdık. Bilhassa sanayi de. Çatıya kaçırırsan hakkından gelmezi zorlaşır. Yangın yerine gittiğinde vatandaş sana yardımcı olmak için camları kırar, kırdırmayacaksın. İçeri hava sokmayacaksın. Hava girdimi yangın büyür. Kırman gerekiyorsa da suyunu hemen vereceksin”

 

EVİMİN YANGININA GİTTİM

“Bir çocuk motorla itfaiye bağırarak geldi. Abi yangın var Mahmudiye mahallesinde, sizin evler yanıyor dedi. Benim eski evim. Tüp patladı dedi çocuk.  O akşam babamın elli iki mevlidi vardı. Cereyanlar kesilince lüküsü yakalım demişler harlama yapmış, kadınlar bağrışmaya başlamış. Ben Dennis’e bindim. Millet der ya nerde kaldınız geç kaldınız,o zaman anladım sanki araba hiç gitmiyormuş gibi geldi bana. Eskiden daha küçük İnegöl üç dakikada her yere gidiyoruz. Ama bana araba gitmiyor, yol bitmiyor gibi geliyordu. Evde tüp patladı deyince eyvah dedim kadınlar vardı evde. Allah’tan evden bir halı örtmüşler üstüne sönmüş çok şükür. Yanan tüpten korkmayın, alevli yanıyorsa. Öbür türlü patlar zaten. Yangına ilk başlangıçta elektrike çok dikkat etmek lazım. İlk suyu direk verme kesik kesik, tarayarak ver. Kontak yaptırıp sigortaları o şekilde attırabilirsin. Şimdi de yüksek gerilimlere çok dikkat edeceksin. Su çeker”

 

LAĞIMCILIK BİZİM İŞİMİZDİ

“Eski cereyanlar yok, şimdi güçlü. Biz eskiden itfaiyecilikte çok zahmet çektik. Lağımcılık bize aitti. 1988 de Vidanjör gelene kadar o iş hep itfaiyenindi. Fen işlerinin işini itfaiyeciler yapıyordu. Bende o pis işten hoşlanmıyordum. Sağ olsun eskiler beni o işten kolladılar. Ben  o işe baş kaldırdım. Fen işleri adam versin dedim. Vatandaş fen işlerine bildirsin, biz arabayı verelim, fen işlerinin verdiği o adamda o işi ayarlasın. O işi öyle hallettim”

 

İTFAİYE SÜRGÜN YERİYDİ

“İtfaiye o dönemde sürgün yeriydi. Beni Sabahattin diye değil Ahbab amca diye çağırırlardı. Muhittin Tanoğlu döneminde sürgün yedik. Asfalt işi yaptık. Fen İşlerine baktık. Zabıta’da çalıştım. Ama iyi ki İtfaiye’de çalışmışım diyorum. Çok seviyordum işimi”

 

Alinur Aktaş ile İtfaiye modernleşti

 

OLMUKSA YANGINI UNUTULMAZ

Cemal Arık ve Hikmet Şahin dönemlerinde Belediye’de çalışan Alinur Aktaş döneminde de İtfaiye’de göreve başlayan eski müdür Münir Kandemir, İnegöl’ün en unutulmaz yangının Olmuksa yangını olduğunu kaydetti. Kandemir: “Haziran 2006’da sanayide bir yangının ardından OSB’de yangın ihbarı aldık. Gittikçe duman büyüyor. 12 gün sürdü. Bursa, Kütahya, Yenişehir, İznik İtfaiyeleri de geldi. Felaket bir yangındı”

 

GİTTİK, ÖLÜ VAR DEDİLER

“Sanayide bir çocuk mobilya imalathanesinin yazıhanesinde oturmuş. Sonra yangın çıkmış. Yangını söndürdük, gittik. Polis haber verdi. Yangın yerinde ölü var. Gittik kanepenin yanında ölmüş bir çocuk vardır”

 

İTFAİYECİLİĞİN MİLADI AKTAŞ İLE

“Hikmet Şahin döneminde trafik kazaları yoğunlaştığında kurtarma işleri için Belediye’ye pas attılar. Balyoz, kazma, manivela ile kazalarda kurtarmaya gidiyorduk. Rahmetli Hikmet Şahin’den rica ettik araç alalım, ekipman alalım. Aldıramadık. Alinur Aktaş geldi araba sahibi olduk. Bursa’da DOBLO’yu aldık. O zaman rahatladık. İtfaiye’nin modern hale gelmesi 99 depremi sonrasıdır. İnegöl’de itfaiyeciliğin miladı Alinur Aktaş dönemiyledir”

 

Resimler için Münir Kandemir’e, röportaj için de Sebahattin Akçasu’ya teşekkür ediyoruz.

.

  Sıradaki Haber:
Bu habere yorum yapın
Bu yorumu onaylıyor musun?
Tüm Yorumları Göster (0)
NÖBETÇİ ECZANE
Nöbet Saati: 17:00-01:00
BİRCAN
Telefon:
Nöbet Saati: 17:00-08:30
SAĞLIK
Telefon:
Nöbet Saati: 17:00-01:00
TÜRKER
Telefon: