FATURASI YOK

Abone Ol

Dün akşam evdekilerle birlikte küçük bir hesap yaptım.
Kronometreyi açtım ve ev halkının bir dakikadaki nefes sayısını ölçtüm.
Ortalama olarak bir dakikada 25 kez nefes alıp, 25 kez nefes verdiğimizi tespit ettim.
1 dakikada: 25 nefes
1 saatte: 1.500 nefes
1 günde: 36.000 nefes
1 ayda: 1.080.000 nefes
1 yılda: Yaklaşık 13 milyon nefes
Türkiye'deki ortalama insan ömrünün 78 yıl olduğunu hesaba katarsak, bir insan ömrü boyunca yaklaşık 1 milyar kez nefes alıp bir o kadar da nefes veriyor.

Başka bir deyişle
Bir insan, ömrü boyunca bir milyar kez hayatla ölüm arasında gidip geliyor.

Kurallar son derece kesin ve nettir:
Nefesi alıp vermezsek ölürüz.
Verdikten sonra yeni bir nefes alamazsak yine ölürüz.
Ne bir adım ileri gidebiliriz ne de bir adım geri.

Üstelik bu sistem; biz uyurken, yürürken, çalışırken, yani hiç farkında değilken bile kusursuz bir şekilde işlemeye devam eder.

Ne kadar güçlü olduğumuzu düşünürsek düşünelim, aslında bir nefeslik can taşıyan aciz kullarız.

Bugün evimize gelen su, elektrik veya doğal gaz faturalarını düşünelim.
Birkaç gün kesilseler hayatımız felç olur.
Ay sonunda bir sürü fatura ödüyoruz.
Ancak hayatta kalmamızı sağlayan "nefes faturası" ödemiyoruz.
Peki, aldığımız her nefes için bir ücret ödemek zorunda olsaydık ne olurdu?

İnsan servetine, makamına, gücüne güvenir ve bunlarla övünür.
Oysa bütün bunları koruyabilmesi için önce nefes alabilmesi gerekir.

Her gün, fark etmeden ne kadar büyük bir zenginliğin içinde yaşıyoruz.
"Eğer Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız, onları sayamazsınız." (Nahl, 18)
Çünkü saymaya nefeslerden başlasak, ömrümüz yetmez.

En büyük zenginlik banka hesaplarımızda değil, göğsümüzün içinde sessizce çalışıp duran o ilahî sistemdedir.

İnsan, sahip olduğu şeylerle değil; kendisine emanet edilen nimetlerle ayaktadır.
Ve o nimetlerin en büyüğü, şu an farkında olmadan alıp verdiğimiz nefestir.

Bize tamamen ücretsiz, sınırsız ve kusursuz bir şekilde sunulan bu nimet, aslında evrendeki en büyük ikramdır.

Unutmayalım; en büyük zenginlik, cebimizdeki para değil, göğsümüzün içinde özgürce alıp verebildiğimiz nefestir.
Çünkü hayatın gerçek serveti, sahip olduklarımızda değil; farkına varamadığımız nimetlerdedir.
Ve o nimetlerin başında da her an sessizce devam eden nefes mucizesi gelir.

Şimdi derin bir nefes alalım ve samimiyetle şu sözü söyleyelim.
"Elhamdülillahi ala külli hal..."
Her halimiz için Allah’a şükürler olsun.

Selam ve dua ile…