ÇOCUKLARIMIZ PROBLEM ÇÖZMEYİ ÖĞRENİYOR MU?

Abone Ol

Problem; giderilmesi gereken bir zorluk, aşılması gereken bir engel ya da çözüme kavuşturulması gereken belirsiz bir durumdur. Başka bir ifadeyle, mevcut durum ile ulaşılmak istenen durum arasındaki farktır.
Yeni dünya düzeninde jeopolitik ve ekonomik üstünlüğü doğal kaynaklardan çok nitelikli insan gücü belirliyor. Günümüzde ülkeleri zenginleştiren şey yalnızca yer altı kaynakları değil, vatandaşlarına ihtiyaç duyulan becerileri kazandırabilme kapasitesidir.
Finlandiya, Güney Kore ve Singapur gibi ülkeler, yeni ekonominin yıldızları hâline gelmişlerdir. Peki bu ekonomilerde başarılı olabilmek için hangi becerilere sahip olmak gerekiyor?
Bu sorunun cevaplarından biri, problem çözme becerisidir.
New York Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Dr. Selçuk R. Şirin, “Yol Ayrımındaki Türkiye” adlı kitabında dikkat çekici bir veriyi paylaşır:
“Bir ülkede ileri düzey problem çözme becerisine sahip gençlerin oranı çok düşükse, o ülkenin sorunlarının kolay çözülmesini bekleyebilir misiniz?”
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), yıllardır tam da bu soruya cevap arıyor. Artık OECD denildiğinde yalnızca ekonomi değil, eğitim de akla geliyor. Çünkü günümüzde eğitim demek aynı zamanda ekonomi demektir.
PISA araştırmaları, 15 yaşındaki gençlerin okuma, matematik ve fen okuryazarlıklarının yanında, ekonominin gerektirdiği becerilere ne ölçüde sahip olduklarını da ölçmektedir.
Son yıllarda bu alanlara yaratıcı problem çözme becerisi de eklenmiştir.
Çünkü günümüz dünyasında çoğu problemin tek bir doğru cevabı yoktur.
Analiz yapabilmek, eleştirel düşünebilmek, farklı çözümler üretebilmek ve yaratıcı yaklaşım geliştirebilmek artık en önemli beceriler arasında yer almaktadır.
Bu beceriler ezberle veya bilgi depolamakla kazanılmıyor.
Bilgiyi kullanabilmek, yorumlayabilmek ve yeni çözümler üretebilmek gerekiyor.
PISA problem çözme becerileri sıralamasında Singapur, Güney Kore ve Japonya en üst sıralarda yer alırken, Türkiye OECD ortalamasının oldukça gerisinde bulunmaktadır.
Daha da düşündürücü olan ise ileri düzey problem çözme becerisine sahip gençlerin oranıdır.
OECD ülkelerinde ortalama %11,4 olan bu oran, Güney Kore’de %28’e ulaşırken, Türkiye’de yalnızca %2,2 düzeyindedir.
Bu tablo yalnızca eğitim açısından değil, ekonomik geleceğimiz açısından da ciddi bir uyarıdır.
Çünkü katma değeri yüksek üretim, ancak yaratıcı düşünebilen ve problem çözebilen insanlarla mümkündür.
Türkiye, 2003 yılından beri PISA araştırmalarına katılmaktadır. Ancak aradan geçen yıllara rağmen OECD ortalamalarını hâlâ yakalayabilmiş değiliz.
Bu sonuçları bir alarm olarak görmek zorundayız.
Eğer yüksek katma değerli üretime dayalı bir ekonomi hedefliyorsak, bunu ancak sorgulayan, düşünen, hayal kuran ve problem çözebilen nesiller yetiştirerek başarabiliriz.
Bu nedenle gündelik tartışmalardan başımızı kaldırıp çocuklarımıza neden yaratıcılığı, eleştirel düşünmeyi, sorgulamayı ve hayal kurmayı yeterince kazandıramadığımızı konuşmalıyız.
Sonra da siyasi kamplarımızdan, peşin kabullerimizden uzaklaşarak yeni kuşaklara dünyadaki akranlarıyla rekabet edebilecekleri becerileri nasıl kazandıracağımızı birlikte düşünmeliyiz.
Çünkü gelecekte ülkeleri zenginleştirecek olan şey, sadece sahip oldukları doğal kaynaklar değil; yetiştirdikleri insan kaynağı olacaktır.
İyi haftalar, sağlıklı günler diliyorum.