BURSA’DA SULTAN İMARET VE ŞEHZÂDE VAKIFLARI

Abone Ol

İkinci Osmanlı hükümdarı Orhan Gazi’den (1326-1361) itibaren beşinci Osmanlı hükümdarı Sultan II. Murad (1421-1451) dahil beş Osmanlı hükümdarının Bursa’da kendi isimleri ile anılan cami merkezli imaret ve külliyeleri vardır.

Osman Gazi ile oğlu Orhan Gazi dışında kalan Sultan I. Murat, Yıldırım Bayezit, Çelebi Sultan Mehmet ve Sultan II. Murad’ın türbeleri de tesis ettikleri külliye içindedir.

Bilindiği üzere Osman Gazi ile oğlu Orhan Gazi’nin türbeleri, külliye ile bağlantısız olarak Bursa –Kaleiçi’nde- Tophane mevkiindedir.

Orhan Gazi’den itibaren beş Osmanlı hükümdarının, Bursa’da tesis ettikleri külliye ve imaretlerin işletilmesiyle alakalı zengin vakıfları vardır.

Düzenlenen bu vakfiyeler, söz konusu tesislerin kişiliğini oluşturan birer kimlik belgesidir.

Biz, burada Noktacı Kasım Efendi ile yakın ilgisinin bulunması nedeniyle Orhan Gazi İmaret Vakıfları ile Muradiye-Külliyesi’nde yer alan Şehzade Türbe vakıflarından bahsedeceğiz.

Hatırlanacağı üzere: Orhan Gazi, 1327 yılında Bursa’yı başkent yapmış ve burada kurduğu darphanede kendi adına ilk Osmanlı parasını bastırmıştır.

BursaDarphanesi’nde madenleri eritmek için kullanılcak odunları temin etme görev ve yetkisi de İnegöl fatihi Turgut Alp’e ve onun aşiretine verilmiştir.

Bu nedenle Tarihî belgeler, Orhan Gazi ile Turgut Alp ve onun derin saygı duyduğu Geyikli Baba arasında çok sıcak ve samîmi ilişki kurulduğunu göstermektedir..

İlgili bölümlerde ifade edildiği üzere Osman Gazi’nin oğullarından Pazarlu Bey ile Turgut Alp’in oğlu İlyas Bey arasında hem Kütahya Harlak Kaplıcası’nın ve hem de İnegöl-Oylat Kaplıcası’nın işletilmesi hususunda yakın işbirliği yaptıklarına dair “Hüdaven-diğâr Livası Tahrir Defterleri” isimli kaynak eserde önemli işaretler vardır.

Doğancıbaşılık gibi bir üst yönetim görevi yüklenmiş olan Turgut Alp oğlu İlyas Bey, hiç şüphesiz, Orhan Gazi’nin çok yakınında yer almış etkin bir devlet adamıdır.

Çünkü Orhan Gazi tarafından tesis edilen cami merkezli külliyenin çok yakınında yer alan “Hoca veya Hâce İlyas Mahallesi”, bunun kanıtıdır. Farsça’da “Hâce, Hoca ve Koca” kelimeleri, özel anlamlara sahiptir.

Ancak her üç kelimenin ortak noktası, bu sıfatı taşıyan kişinin, bulunduğu noktada lider olmasıdır. “Hâce” veya “Hoca” kelimesinin, analizi yapılırken bu özellik mutlaka dikkate alınmalıdır.

Kasım Efendi, Antakya’dan Bursa’ya geldiğinde Yiğitbaşı Hoca İlyas Camii müştemilâtında kaldığını söylemektedir. Hoca İlyas Camii ise Orhan Gazi İmareti’inin yakın çevresinde yer almıştır.

“Hoca” kelimesini, “Hâce” kelimesi ile yer değiştirdiğimizde karşımıza, Orhan Gazi’inin çok yakınında yer alan Turgut Alp oğlu İlyas Bey, ortaya çıkmaktadır ki bir bakıma Bağdat kökenli Abdülkâdir-i Geylanî torunlarından İlyas oğlu Kasım Efendi, bir tevafuk eseri, Bursa’da Hâce İlyas Camii’nde buluşmaktadır.

Söz konusu cami ve müştemilâtı, Orhan Gazi İmaret vakıfları’nın hizmet verdiği alan içindedir.

RECEP AKAKUŞ Hocanın eserinden düzenleyip yayına hazırlayan

Ayhan Talha Bayraktar