Alzheimer yalnızca hafızayı etkileyen bir hastalık değildir; aynı zamanda kişinin yaşamını, ilişkilerini ve günlük rutinlerini değiştiren zorlu bir süreçtir. Bu nedenle Alzheimer'dan söz ederken yalnızca hastaları değil, onlara bakım veren ve hayatlarını bu sürece adayan bakımverenleri de konuşmak gerekir.
Alzheimer, demansın en yaygın türlerinden biridir. Hastalık genellikle unutkanlıklarla başlar ve zaman içerisinde kişinin yaşamını giderek daha fazla etkilemeye başlar. Bu nedenle erken teşhis büyük önem taşımaktadır. İlk dönemlerde kişi yaşadığı unutkanlıkların farkında olabilir ve bu durum onda kaygı, üzüntü ve çaresizlik duygularına yol açabilir.
Hastalık ilerledikçe yalnızca hafıza değil; düşünme, karar verme, iletişim kurma ve günlük yaşam becerileri de etkilenebilir. Bu noktada kişinin yaşamını sürdürebilmesi için bir bakımverene ihtiyaç duyması kaçınılmaz hale gelebilir.
Alzheimer hastası bir bireyle yaşamak, bakımveren açısından da oldukça yorucu ve duygusal açıdan yıpratıcı olabilir. Kişi; eşini, annesini, babasını ya da kardeşini her geçen gün biraz daha değişirken görmek zorunda kalabilir. Bazen en zor olan şey ise sevdiğiniz kişinin sizi tanımakta güçlük çekmesidir.
Alzheimer merkezinde staj yaptığım dönemde katıldığım bir hasta yakını toplantısında bir bakımveren annesi için şu sözleri söylemişti:
"Fiziken yanımda ama ruhen burada değil. Her gün ona 'Ben senin kızınım' demek zorunda kalmak canımı çok yakıyor."
Bu cümle, Alzheimer'ın yalnızca hastaları değil, yakınlarını da nasıl etkilediğini anlatabilmek açısından oldukça anlamlıdır.
Alzheimer hastalarına yaklaşımımız her zaman sabırlı, anlayışlı ve şefkatli olmalıdır. Unuttukları şeyler veya yaptıkları hatalar nedeniyle onları uyarmak, azarlamak ya da suçlamak yerine, hoşgörüyle yaklaşmak gerekir. "Bunu sana daha önce söylemiştim" veya "Beni nasıl hatırlamazsın?" gibi ifadeler kişinin kaygı ve huzursuzluğunu artırabilir.
Bunun yerine birlikte kaliteli vakit geçirmek daha faydalıdır. Müzik dinlemek, şarkı söylemek, mümkünse dans etmek ve kişinin yapabileceği düzeyde hareket içeren aktivitelerde bulunmak hem fiziksel hem de zihinsel açıdan destekleyici olabilir. Özellikle kişinin geçmişte severek yaptığı etkinlikleri sürdürmesine yardımcı olmak yaşam kalitesini artırabilir.
Unutmamalıyız ki Alzheimer yalnızca hastanın değil, bakımverenin de yaşamını etkileyen bir süreçtir. Bu nedenle bakımverenlerin kendi ihtiyaçlarını göz ardı etmemeleri, dinlenmeye zaman ayırmaları ve gerektiğinde psikolojik destek almaları önemlidir. Çünkü bakım verirken kendini ihmal eden bir kişi zamanla tükenebilir.
Alzheimer'la yaşam kolay değildir. Ancak sabır, anlayış ve doğru destekle hem hastaların hem de bakımverenlerin bu süreci daha sağlıklı geçirebilmeleri mümkündür.
Zehra Durmuş
Psikolog & Aile Danışmanı